TADOG-AKSIFAT YÜRÜYÜŞÜ

2012-12-25 00:55:00
TADOG-AKSIFAT YÜRÜYÜŞÜ |  görsel 1
TADOG-AKSIFAT YÜRÜYÜŞÜ |  görsel 2
TADOG-AKSIFAT YÜRÜYÜŞÜ |  görsel 3

Devamı

TADOG AKKUYU'DA

2012-12-25 00:49:00
TADOG AKKUYUDA |  görsel 1
TADOG AKKUYUDA |  görsel 2
TADOG AKKUYUDA |  görsel 3

Devamı

TADOG RAPORU

2012-12-25 00:36:00

  Taşeli Doğa Gezginleri Grubu’nun (TADOG) faaliyetlerinden uzun süredir söz etmiyorum. Yazılarımı düzenli okuyan okurlarımız sanırım merak etmişlerdir. Silifke’de 2005 Nisan’ında bir arkadaşımla kurduğumuz TADOG, doğa yürüyüşlerini sürdürüyor. Yazın aşırı sıcaklardan dolayı ara verdiğimiz doğa yürüyüşlerini Ekim ortalarında başlatıp, Haziran başlarında sezonu kapatıyoruz. Havaların elverişli olduğu her Pazar günü, kah yaylalara, kah ovalara, bazen de deniz kıyılarına uzanıyoruz. TADOG 2012-2013 yürüyüş sezonunu (9.yıl) 21 Ekim 2012 Pazar günü 131. yürüyüşle açtı. Silifke’nin cennet köşelerinden Yeşilovacık beldesinin Tisan tatil köyü civarında, yeşille mavinin buluştuğu yerdeydik. Bu yürüyüşümüzde konuklarımız da vardı. Komşu ilçemiz Mut’un Çıtlık Doğa Grubu üyeleri, davetimiz üzerine Silifke’ye geldiler ve yürüyüşümüze renk kattılar. Burada bir parantez açarak Çıtlık Doğa Grubu’ndan ve birlikte yürüyüş yaptığımız diğer doğa gruplarından söz etmek istiyorum. 2010-2011 sezonunun ilk yürüyüşünü 10 Ekim 2010 tarihinde Mut’un Dandı ormanında yapmıştık. O yürüyüşümüze Dandı ormanını yaratan Orman Müh. Hüseyin Özbakır ve Mutlu ozan Musa Eroğlu da katılmışlardı. TADOG’un bu yürüyüşü, Mut’un internet basınında geniş bir şekilde yer almış ve ilgi görmüştü. Gurbetteki Mutlular yazdıkları mesaj ve yorumlarla Mutlulara seslenerek, Mut’da neden böyle doğa grupları kurulmuyor diye serzenişde bulunmuşlardı. Bu mesajlar etkili oldu ve Mut Çıtlık Kültür ve Sanat Dergisi bünyesinde bir doğa grubu oluşturuldu. Çıtlık Doğa Grubu, ayda bi... Devamı

ÇANAKKALE’YE MEKTUP

2011-01-24 13:46:00

Geçen haftaki ‘Ege İzlenimleri’ başlıklı yazımda, Çanakkale Şehitler Abidesi yanında gördüğüm ve canımı sıkan bir tabeladan söz etmiştim. Hem o tabela, hem de Çanakkale gezimiz sırasında tespit ettiğim diğer bazı konular ile ilgili olarak, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Müdürlüğü’ne bir mektup yazdım. Bu mektubu sizinle paylaşmak istiyorum. “Geçtiğimiz Ağustos ayı sonlarında çıktığım Kuzey Ege gezisinde Çanakkale’yi ve Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nı da gezdim. Tarihi değerlerimizin ve doğal güzelliklerimizin titizlikle korunması doğrultusunda gösterilen çabalardan dolayı çok mutlu oldum. Görevini hakkıyla yapan herkesi yürekten kutluyorum. Gezi sırasında tespit ettiğim birkaç eksik ve yanlış noktayı değerlendirmenize sunuyorum. 1-Eceabat iskelesinde vapurdan indiğimde ilk sorduğum şey ‘Turizm Danışma Bürosu’ oldu. Ancak böyle bir büronun olmadığını söylediler. Bir büfeden bölgenin haritasını satın alarak yarımadayı dolaştık. Eceabat iskelesinde bir turizm-tanıtım bürosunun olmaması çok büyük eksiklik. 2-Birçok yerde yönlendirme tabelaları yetersiz. (Bir örnek: Kabatepe’den Eceabat’a gelirken, Bigalı köyüne gidecekler için yönlendirme tabelası yoktur.) 3-OPET’in Gelibolu Yarımadası’nda yaşama geçirmiş olduğu ‘Tarihe Saygı Projesi’ gerçekten takdire şayan bir proje. Ben bu projeyi yıllardır basından takip ediyordum. OPET’e teşekkür ediyorum ve kutluyorum. Köyler birer örnek köy haline getirilmiş. Meydan, çeşme, yol düzenlemelerini ve köy müzelerini görünce insan, ‘yurdumuzun tüm köyleri böyle olmalı’ diyor. Bence bu projenin devamı ... Devamı

EGE İZLENİMLERİ

2011-01-24 13:43:00

Geçenlerde değerli dostum Adnan Apaydın’la birlikte iki aile, 12 gün süren bir Ege gezisine çıktık. Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğiyle Ege bölgesi, mutlaka görülmesi gereken bir bölgemiz. Göller bölgesinden başlattığımız gezimizde, Denizli-Aydın güzergahından Ege kıyılarına indik ve Kuşadası’ndan Çanakkale’ye kadar sahili adım adım dolaştık. Bu bölge, yurdumuzun diğer bölgelerine göre turizmin çok daha önde olduğu ve oldukça geliştiği bir bölgemiz. Mersin-Silifke arasında olduğu kadar olmasa da, yine de sahiller yer yer betonlaşmanın kurbanı olmuş. Tüm olumsuzluklara rağmen, turizm bilincinin yüksek seviye de olması, tarihi eserlerin ve doğal güzelliklerin nisbeten korunmasını sağlamış. Gezimizin ilk durağı olan Beyşehir’de ziyaret ettiğimiz 711 yıllık Eşrefoğlu camisi, koruma konusunda verilebilecek en güzel örneklerden birisi. Gezi güzergahındaki tarihi mekanların hemen hemen hepsini gezdik. Dünya çapında tanınan bu eserleri, böyle bir kısa yazıda anlatmak mümkün değil. Pamukkale, Hierapolis, Efes, Bergama ve Asos, bunlardan sadece bir kaçı. Gezi boyunca, benim Silifke’de ve Şebinkarahisar’da yaşama geçirdiğim ‘Köy Müzeleri ve Kütüphaneleri’ projesinin benzerlerini de ziyaret ettik. Bunları şöyle sıralayabilirim: 1-İzmir-Selçuk-Çetin Kültür Köyü (Maket köy) 2-Balıkesir-Edremit-Tahtakuşlar Köyü Etnoğrafya Galerisi 3-Çanakkale-Bozcaada-Yerel Tarih Araştırma Merkezi 4-Çanakkale-Eceabat-Seddülbahir Köyü Müzesi 5-Çanakkale-Eceabat-Kilitbahir Köyü Kültür ve Sanat Merkezi 6-Çanakkale-Eceabat-Bigalı Köyü Müzesi Selçuk, Edremit, Bozcaada ve ... Devamı