5/10/2008 - BAYHASAN KÖYÜ KÖY KONAĞI VE MİSAFİRHANESİ AÇILDI
Evet, Bayhasanlılar (Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinin bir köyü) olarak ne kadar gururlansak azdır. Bir yıl arayla iki güzel projeyi gerçekleştirdik. Geçen yaz, köyümüzde uzun yıllardır kullanılmayan okul binasını elden geçirerek, köy müzesi ve kütüphane haline getirmiştik. Bu yaz da, okulun yanında bulunan ve kullanılmayan öğretmen lojmanını elden geçirerek, köy konağı ve misafirhane haline getirdik. El ele verince gerçekleştirilemeyecek şey yoktur. Gerçekleştirdiğimiz bu iki proje bu sözün ne kadar doğru olduğunu kanıtladı. Geçen yaz olduğu gibi bu yaz da, bir ayımı köyüme ayırdım. 40 yıl önce inşa edilen ve yıllardır bakım görmeyen binayı, titiz bir çalışmayla pırıl pırıl bir hale getirdik. İçini de mütevazi bir şekilde dayayıp döşedik. Köyümüze bir misafir geldiğinde, buyur edip ağırlayacağımız bir mekan haline geldi. Köy konağı ve misafirhane projemizin hayata geçirilmesinde köyümüzün gurbetçileri başta olmak üzere, hayırsever şahıslardan ve kuruluşlardan destek aldık. Projemize katkıda bulunan herkese köyüm ve şahsım adına çok teşekkür ediyorum. Köy konağı ve misafirhanemizin açılış şenliği de çok güzel oldu. Geçen yaz da şenlik yaptığımız için, artık köylümüz şenlik organizasyonunda tecrübe kazandı. Alt yapımızın hazır olması, şenlik düzenlenmesinde işimizi kolaylaştırıyor. Müzemizin ve misafirhanemizin bahçesi şenlik için çok ideal bir alan. Yetişmiş söğüt ve kavak ağaçlarının gölgesi, konuklarımızın rahatlıkla oturacakları bir durumda. 17 Ağustos 2008 Pazar günü yaptığımız şenlikte yine sacları kurduk, bayanlarımız pişirdi, erkeklerimiz servis yaptı. İş bölümünün güzel bir örneğini sergiledik. Geçen yıl ki şenliğimize katılamayan Kaymakamımız Sayın Ali Sırmalı ve Belediye Başkanımız Sayın Lütfullah Akdoğan da şenliğimize katılarak bizi onurlandırdılar. Müze ve kütüphane projemize çok ilgi gösteren ve ‘Ben fahri Bayhasan’lıyım’ diyen İlçe J. Bl. K. J. Kur. Yzb. Ömer Kulaç, tayini çıktığı için şenliğimize katılamadı, ancak telefon açarak bizi kutladı. Ömer yüzbaşımızın yerine gelen J. Yzb. Kadir Özyurt şenliğimize katılarak bizleri mutlu etti ve böylesine güzel projeleri yaşama geçiren bir köye kendisinin de ilgi göstereceğini belirtti. Şenlikte gözlerim değerli eğitimci Hüseyin Hüsnü Tekışık’ı aradı. Müze ve kütüphane projemize hayran olan ve her yerde anlatan, köy konağı ve misafirhane projemize de katkıda bulunan Sayın Tekışık, bir yakınının vefatından dolayı aniden Ankara’ya gitmiş. Daha sonra telefonla arayarak tüm köylülerimizi kutladı. Son bir teşekkürü de değerli öğretmenim Ruhiye Aktan’a yapmak istiyorum. Şenlikten bir gün önce rüyasında Bayhasan’ı gören değerli öğretmenim, telefonla arayarak bizleri kutladı. METİN KÖMBE 26-08-2008 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR 27-08-2008 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/4/2008 - BAYHASANLILAR TOPLANTISI(2)
BAYHASANLILAR DERNEK KURUYOR
Geçtiğimiz yaz, ‘Bayhasan Köyü Müze ve Kütüphanesi’nin açılışını yaparak tüm köylere örnek olan Bayhasanlılar, şimdi de derneklerini kuruyorlar. İstanbul ve çevresinde oturan Bayhasanlılar, 20 Nisan 2008 Pazar günü, Şebinkarahisarlılar Yardımlaşma Derneği’nin İstanbul Okmeydanı’ndaki lokalinde bir toplantı yaptılar. Toplantıda, ‘Bayhasan Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kurulması kararlaştırıldı ve kurucu yönetim kurulu seçildi. Kurucu yönetim kuruluna, Sabri Kömbe, Vedat Kömbe, Servet Kömbe, Ergin Kömbe ve Osman Kömbe seçildiler. Gerekli yasal prosedürler tamamlandıktan sonra, dernek faaliyetlerine başlayacak.
Bayhasanlılar yaptıkları toplantıda ayrıca, müze ve kütüphanenin yanında bulunan eski lojman binasının bakım ve onarımını yaparak, ‘Köy Konağı’ olarak hizmete açmayı kararlaştırdılar. Önümüzdeki yaz tadilatı yapılacak ‘Köy Konağı’, Ağustos ayında yapılacak bir şenlikle açılacak.
29-04-2008 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/1/2008 - ÇOCUKLUĞUM VE TÜRKÜLER(2)
Geçen haftaki yazımda 1960’lara gitmiş, çocukluğumda beni etkileyen türkülere değinmiş ve yazıyı da şöyle bitirmiştim, “ Bu güzel türküden ve benim yaşamımdaki anlamlı yerinden haftaya söz edeceğim.”
Silifke'nin yoğurdu, ah seni kimler doğurdu. Seni doğuran ana, bal ilen mi yoğurdu. Beşiği çamdan, ah yuvarlandı damdan. Anası pilav pişirir, oğlu durmaz aşırır.
1969 ya da 1970 yılı hıdrellezinde, birlikte pikniğe gittiğimiz Ovacık Köyü İlkokulu öğretmeninin söylediği türkü, işte bu meşhur Silifke türküsüydü. O zaman bu türkü beni çok etkilemişti. Hem pilav yiyorduk, hem de bu türküyü dinliyorduk. Çok da komik gelmişti. Hani derler ya ‘dünya küçük’ diye. Ben eğitim amacıyla gurbete gittim. İstanbul’da, Ankara’da yıllarım geçti ve 1988 yılında bir iş vesilesiyle Silifke’ye geldim. Ve geliş, o geliş, 20 yıldır Silifke’de yaşıyorum. 20 yıldır da o güzelim türküyü aynı heyecanla dinliyorum.
Konuyu çocukluktan ve türkülerden açmışken, ben de iz bırakan birkaç türküye daha değinmeden geçemeyeceğim. Daha önceki bir yazımda yine söz etmiştim. Köyümüzün yakınına zaman zaman çingeneler gelir, çadır kurarlar ve kalaycılık yaparlardı. Kahverengi güzel bir ata binmiş, beyaz gömlekli çingene delikanlısının söylediği türkü de hala kulaklarımda.
Köprüden geçti gelin Saç bağın düştü gelin... Diloy loy halden bilmez diloy loy, Söz anlamaz ne fayda.
Çocukluğumda köyümüzdeki düğünler de bir başka oluyordu. Harmanda meydan ateşi yakılır. Davul, zurna çalar, horonlar oynanırdı. Bayanların toplandığı evde ise, Kemençeci Kör Mehmet kemençesini konuşturur ve Şebinkarahisar türküleri söylerdi.
Zülüfleri tutam tutam Arasına güller katam Senin ile yaylaya gidem
Ah dudu dillim ince bellim Kalem kaşlım sırma saçlım
08-01-2008 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR
09-01-2008 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/1/2008 - ÇOCUKLUĞUM VE TÜRKÜLER(1)
Çiğdem der ki ben alayım Yiğit başına belayım Hepisinden ben alayım Benden ala çiçek var mı çiçek var mı hey
Al baharlı mavi dağlar Yarim gurbet elde ağlar
İlkokulda, her müzik dersimizde Aşık Veysel’in bu güzel türküsünü o billur gibi sesiyle söyleyen, Kızıklı Haydar amcanın kızı Sevim ablanın sesi hala kulaklarımda. Çocukluk anıları… Ne kadar saf, temiz ve berrak. Zaman zaman çocukluğumu hatırladığımda, inanın çok duygulanırım, gözlerim dolar. Yıl 1966 Eylül başı… Köyümüzde, ekinler biçilmiş, harmanlar kaldırılmış, güz kendini hissettirmeye başlamıştı. Biz çocukları ise tatlı bir telaş almıştı. Köyümüzde okul açılıyordu. Her ne kadar okul binası olmasa da, köyümüze öğretmen tayin edilmişti. Köydeki binalar içinde, en geniş odası olan Ahmet Kömbe amcamızın evi, okul olarak hizmet verecekti. Öğretmenimiz Kozlucalı Şengül Efe, 6 yaşından 16 yaşına kadar okula gitmeyen bütün çocukların kayıtlarını yaptı. O tarihe kadar, köyümüzden çok az sayıda çocuk ilçe merkezindeki okullara gidebiliyordu. Köyümüz Bayhasan, Şebinkarahisar’a 4 km. mesafede ama, bilenler bilir eskiden kışlar nasıl olurdu. Altı ay, en az dizboyu olan kar yolları kapadığı için, imkanı olanlar çarşıda ev tutar, çocuklar orada kalırlardı.
Şengül öğretmenimiz, bizim gözümüzde adeta bir melekti. Mehmet Hancı amcanın evinin bir bölümünde oturuyor ve köy evinden oluşturulan sınıfta bizi okutuyordu. Müzik derslerinde bizlere sırayla türkü söyletiyordu. Ben çok utangaç bir çocuk olduğumdan, başımı sıranın üzerine koyar, yarım yamalak bildiğim şu türküyü söylemeye çalışırdım:
Fırat kenarında yüzen kayıklar (Ölem kayıklar N'edem kayıklar) Anam ağlar bacım beni sayıklar (Ölem sayıklar N'edem sayıklar) Başına toplanmış bağrı yanıklar (Ölem yanıklar N'edem yanıklar)
Şengül öğretmenimiz 3 yıl bizi kerpiç binada okuttu. Bu arada yeni okul binası da yapılıyordu. Ama ne yazık ki, Şengül öğretmenimize yeni binada ders vermek kısmet olmadı. Çünkü tayin olup, İstanbul’a gitti. Yerine yine onun gibi melek olan, Tamzaralı Ruhiye Şişman geldi. Dünya tatlısı Ruhiye öğretmenimiz 2 yıl bizi okuttu ve mezun etti.
O yıllarda Nisan’da kar kalkar, Mayıs ayı geldiğinde kır, bayır yeşerir türlü çeşit çiçekler açardı. Öğretmenimiz bizi Kepçeli’ye, Aspasa’ya geziye ve pikniğe götürürdü. Bir Hıdrellezde de Etir Kavaklığı’na götürdü. Orada, Ovacık Köyü İlkokulu öğrencileriyle birlikte piknik yaptık. O günü, orada yediğimiz pilav ve tavuğu, hele hele Ovacık İlkokulu öğretmeninin söylediği bir türküyü hiç unutamıyorum. Bu güzel türküden ve benim yaşamımdaki anlamlı yerinden haftaya söz edeceğim.
01-01-2008 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR
02-01-2008 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/12/2007 - BAYHASANLILAR TOPLANTISI(1)
İstanbul ve Gebze'de yaşayan Bayhasanlılar, Kurban Bayramının üçüncü günü (22-12-2007 Cumartesi) İstanbul Okmeydanı'ndaki Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği lokalinde buluştular. TOPLANTIYA KATILANLAR 1- Mustafa KURT 2-Özdemir KÖMBE 3-Adem KÖMBE 4-Ayhan KÖMBE 5-Osman ÇIRAK 6-Beytullah ÇIRAK 7-Harun ÇIRAK 8-Servet KÖMBE 9-Eyüp KÖMBE
10-Erdal KÖMBE. 11-Serdar KÖMBE 12-İmdat KURT 13-Yunus KÖMBE 14-Medet KÖMBE 15-Vedat KÖMBE 16-Emre KÖMBE 17-Rafet KÖMBE
18-Sabri KÖMBE 19-Ercan KÖMBE 20-Dürdane GÜNDÜZ Kemal Ocaklı toplantı bittikten sonra geldi. 






|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Metin Kömbe © 2006, Silifke
metinkombe@hotmail.com
Kategoriler
Arkadaşlarım
• Blogcu Yardım • gezimanya
|