GEZDİĞİM.. GÖRDÜĞÜM..

21/10/2009 - ERMENEK GEZİSİ(2)

Kategori: Geziler

ERMENEK GEZİSİ(2)


Her geçen gün su seviyesi yükselen Ermenek Barajının ve su altında kalacak olan Görmeli köprüsünün son durumunu görmek üzere, 17-10-2009 Cumartesi günü Ermenek yöresine bir gezi yaptık.

3 Eylül 2009 tarihinde yaptığımız gezide, suyun Görmeli köprüsünün ayaklarının yarısına çıktığını görmüştük. Bu gidişimizde köprüyü göremedik, tamamen suyun altında kalmıştı.

104 3787 104 3789 104 3790 104 3794 104 3830 104 3837 104 3809 104 3811 104 3814 104 3839 104 3847 104 3848 104 3849 104 3843 104 3845 104 3844 104 3860
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/10/2009 - ERMENEK GEZİSİ

Kategori: Geziler

ERMENEK GEZİSİ


Su tutulmaya başlanan Ermenek barajını ve Zeyve pazarını görmek üzere, 3 Eylül 2009 Perşembe günü Ermenek’e günübirlik bir gezi yaptık.

104 2226 104 2232 104 2241 104 2249 104 2277 104 2266 104 2255 104 2227 104 2228 104 2278 104 2293 104 2279 104 2291 104 2280 104 2292 104 2289
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/10/2009 - SİHİRLİ SÖZCÜK: TURİZM BİLİNCİ

Kategori: Geziler

SİHİRLİ SÖZCÜK: TURİZM BİLİNCİ


Geçen hafta, değerli dostum Armağan Kaynar’ın daveti üzerine Muğla’ya gittim. Birkaç yıl önce Muğla’nın cennet köşelerinden Akyaka’ya yerleşen Armağan abi, Gökova Körkezi’ni ve Akyaka’yı anlata anlata bitiremiyordu. Gittim, gördüm ve Armağan abiye hak verdim. Gökova Körfezi ve Akyaka, gerçekten cennetten bir köşe. Sadece Akyaka mı, sadece Gökova mı? Muğla ilimizin her köşesi cennetten bir köşe. Eğri oturup doğru konuşalım. Doğal güzellikler ve tarihi eserler yurdumuzun hemen hemen her tarafında var. Ancak en fazla da Muğla’da var. Muğla’da başka bir şey daha var: Turizm bilinci.

Muğla’da kaldığım beş gün boyunca birçok yerini gezdim. İnanın, görüntü kirliliğine neden olan kayda değer birşeye rastlamadım. Muğla kent merkezi ve gezdiğim ilçelerden Ula, Marmaris, Datça, Yatağan, Milas ve Bodrum pırıl pırıldı. Ne sıvasız ve boyasız bir bina, ne de sokaklarda çöp vardı. Sadece il ve ilçe merkezleri mi? Tabii ki hayır… Beldeler ve köyler de pırıl pırıldı.

Doğanın doyumsuz güzellikleri ve binlerce yıllık tarihi eserler üst düzeydeki turizm bilinciyle birleşince ortaya kusursuz bir tablo çıkıyor. Amerika’yı yeniden keşfetmenin alemi yok. Turizm pastasından daha fazla pay almak isteyen bölgeler, şehirler bu konuda başarılı olmuş yerleri örnek almalılar. Örneğin, bir yerde doğal güzellikler ve tarihi eserler yeteri kadar olduğu halde, turizm bilinci yoksa, bu eşsiz değerler yapılan basit hatalarla gölgeleniyor. Ondan sonrada, o yörenin yöneticileri ve halkı sızlanmaya başlıyor. Doğal güzellikler ve tarihi doku, turizmin gelişmesi için tek başına yeterli olmuyor. Çirkin yapılaşma ve çevre kirliliği (özellikle de görüntü kirliliği) turizmin en büyük düşmanı.

Muğla ve ilçeleri, turizm pastasından büyük paylar alıyorlarsa, bunu önce sahip oldukları doğal ve tarihi değerlere, sonrada gelişmiş turizm bilincine borçludurlar. Yurdumuzun hemen hemen her yerinde doğal güzellikler ve tarihi eserler olduğuna göre, turizmin gelişmesi için öne çıkan sihirli sözcük ‘TURİZM BİLİNCİ’ oluyor.

Muğla izlenimlerimi aktardığım bu yazımı, bir Muğla türküsü ile bitiriyorum.

(Öf ülen öf ülen öf)
Şu Muğla'nın çamları da çamları
Al kanlara boyanmış Kerimoğlu'nun her yanları

Haydaman aman aman aman
Şu Muğla'nın çamları da çamları

(Öf ülen öf ülen öf)
Şu Muğla'ylan Yerkeseğin arası
Yaktı da beni kaşlarının karası

Haydaman aman aman aman
Şu Muğla'nın çamları da çamları

 

METİN KÖMBE

23-09-2009 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE
25-09-2009 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/10/2009 - KAPADOKYA GEZİSİ

Kategori: Geziler

KAPADOKYA GEZİSİ

Geçenlerde, değerli dostum Adnan Apaydın ile birlikte, ailelerimizi de yanımıza alarak Kapadokya gezisine çıktık. Kendine has ilginç bir doğa yapısına sahip olan Kapadokya, gören herkesi büyülüyor. Bizler de, Kapadokya’daki doğal ve tarihi güzelliklerin birlikteliğine hayran kaldık.

Gezimizde ilk molayı, Niğde’nin Ulukışla ilçesinin Çiftehan beldesinde verdik. Çiftehan, Pozantı’dan Ulukışla’ya giderken, içinden geçilen bir vadiye kurulmuş, kaplıcalarıyla ünlü bir belde. Bir tepeden Çiftehan’ı seyrederken, arkadaşım Adnan Apaydın, ünlü şairimiz Faruk Nafiz Çamlıbel’in ‘Han Duvarları’ şiirini mırıldanıyor.

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı

Bir dakika araba, yerinde durakladı

Neden sonra sarsıldı, altımda demir yaylar

Gözlerimin önünden, geçti kervansaraylar

Gidiyordum, gurbeti gönlümde duya duya

Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya

Çiftehanlı dostumuz Kamil Ölçer, bizi Torosların zirvelerindeki göllere götürdü. Ağustos sonunda çevrelerinde kar olan Karagöl ve Çiniligöl, çok muhteşemdi. İkinci durağımız olan Nevşehir’in Derinkuyu ilçesinde, yer altı şehrini gezdik. Binlerce yıl önce, bir saldırı anında insanların saklandıkları ve yaşamlarını devam ettirdikleri yer altı şehri, Derinkuyu’nun simgesi durumunda. Bir başka yer altı şehri de, yine Nevşehir’in Kaymaklı beldesinde bulunuyor. Orayı da gezdikten sonra, Nevşehir’in Uçhisar beldesine vardık. Uçhisar Kalesi, Kapadokya’nın en yüksek noktası durumunda. Uçhisar Kalesi’nden, tüm Kapadokya Bölgesi kuşbakışı seyrediliyor. Balon fiyatları çok yüksek olduğu için (kişi başı 250-300 TL.) balona binemedik, biz de 3 TL. vererek Uçhisar Kalesi’ne çıktık ve çevreyi seyrettik. Yörede konaklama imkanları çok çeşitli. Özellikle, peri bacalarında hizmet veren otel ve pansiyonlar çok ilginç. İnsanların, binlerce yıl önce peri bacalarını oyarak oluşturdukları mağaralar, günümüzde otel olarak hizmet veriyor. Biz de, birkaç gece böyle bir otelde kaldık. Uçhisar, Göreme, Avanos ve Ürgüp, yörenin mutlaka gezilmesi, görülmesi gereken ilçe ve beldeleri. Kapadokya bölgesinde, turizm bilinci oldukça üst düzeyde. Doğal güzelliklerle, tarihi eserlerin çok fazla bozulmadan korunmuş olması, bu turizm bilincine bağlı olsa gerek. Çirkin yapılaşma ve çevre kirliliği yok denecek kadar az. Turizmin gelişmesi için, doğayla ve tarihi dokuyla uyumlu yapılaşma ve temiz çevre, olmazsa olmaz ön şartlardır. Kapadokya’da bu anlayış egemen olduğundan, turizm gelişmiş durumda. Gezimiz sırasında, özellikle Japon turistlerin yoğun olarak bölgeye geldiklerini gördük. Japonlar, Batılı turistlerden daha çok kültür turlarına ilgi gösteriyorlar.

Kapadokya’yı gezdikten sonra, Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde bulunan Kapuzbaşı Şelalesi’ne gittik. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, gördüğümüz muhteşem tablo tüm yorgunluğumuzu unutturdu. Derin ve dar bir vadide, kayaların muhtelif yerlerinden dökülen şelaleler, seyrine doyum olmaz bir tablo oluşturuyordu.

 

METİN KÖMBE

08-09-2009 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

16-09-2009 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE   

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/9/2008 - SARTAVUL VE YEŞİLYURT İZLENİMLERİ

Kategori: Geziler

Geçen hafta, gazetemizin yazarlarından değerli dostum Celal Üçyıldız’ın daveti üzerine, Mut’un Sartavul yaylasına gittim. Celal ağabey, kışları Taşucu’nda, yazları ise Sartavul’da oturuyor. Öyle bir iki aylık yaylacılardan değil, en az dört ay Sartavul’da kalıyor. Ne zaman ki, gündüz soba yakma ihtiyacı hissediyor, o zaman yayladan sahile iniyor. Sartavul, Akdeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan önemli bir geçit ve yayla. Ben bu güne kadar, Sartavul’un bir köy olduğunu zannediyordum, ancak köy değilmiş. Mut Belediyesi’nin sorumluluk alanına giren bir yerleşim yeriymiş. İlk bakışta, çatılı, bakımlı evlerin ve et lokantalarının göze çarptığı Sartavul’da, çevrenin adeta bir çöplüğe döndüğünü görünce çok üzüldüm. Mut Belediyesi, maalesef hiçbir yere çöp bidonu koymamış. Herkes çöpleri etrafa rasgele atmış. Olacak şey değil. Bu ne vurdumduymazlık? Celal ağabeye, geçenlerde Balandız’da yaptığımız çevre temizliğinden söz ettim. Benzer bir temizliğin de, Sartavul’da oturanlar tarafından yapılması gerektiğini söyledim.

Yıllardır yürütmekte olduğum, ‘Köy Müzeleri ve Kütüphaneleri’ isimli projeme çok ilgi gösteren Celal ağabey, daha önce yaptığımız sohbetlerde, Mut’un Yeşilyurt Köyü’ne de müze ve kütüphane kurabileceğimizi söylemişti. Yeşilyurt Köyü Muhtarı Zeynel Yıldız’la konuyu konuşmuş. Muhtarın projeye ilgi duyması üzerine, birlikte Yeşilyurt Köyü’ne gittik. Sartavul’dan Yeşilyurt’a giderken, Dandı ormanlarının içinde keyifli bir yolculuk yaptık. 1970’li yıllarda dikilen katran ağaçları, serpilip büyümüşler ve doyumsuz bir görüntü oluşturmuşlar.

Yeşilyurt Köyü’ne vardığımızda, Celal ağabeyin daha önceden sözünü ettiği düğün hazırlıkları başlamıştı. Bir tarafta kazanlarla düğün yemekleri pişiriliyor, diğer tarafta yöresel çalgı ekibinin eşliğinde oyunlar oynanıyordu. Muhtar Zeynel Yıldız ile buluştuk ve müze ve kütüphane yapacağımız eski okul binasını inceledik. Muhtar Yıldız’a, hazırlamış olduğum ‘Köy Müzeleri ve Kütüphaneleri Projesi’ dosyasını verdim ve projeyi detaylı bir şekilde anlattım. Geleneklerimize sahip çıkan, yeniliklere de daima açık olan Yeşilyurt Köyü’ne, müze ve kütüphane kurmak için girişimlerde bulunmayı kararlaştırdık. Yeşilyurt,  Mut’a çok yakın mesafede bir köy. Mut’un Karaman çıkışından hemen sağa dönülüyor ve 3 km. sonra köye varılıyor. Köyün yakınında tarihi mekanlar ve doğal güzellikler de yer alıyor. Antik Sinobuç ören yeri köyün 3 km. kuzeyinde, ünlü Karaekşi mesire yeri de  1,5 km. doğusunda bulunuyor. Mut’a yakınlığı, Sinobuç ve Karaekşi gibi tarihi ve doğal güzelliklere bu köyden gidiliyor olması, Yeşilyurt Köyü Müze ve Kütüphanesi’ni daha da anlamlı hale getiriyor. İnanıyorum ki, Yeşilyurt Köyü Müze ve Kütüphanesi’ni en kısa zamanda kuracağız ve Mut’un diğer köylerine örnek oluşturacağız.

 

30-07-2008 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE

 

 

  

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Metin Kömbe © 2006, Silifke metinkombe@hotmail.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Konuk Defterim

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
gezimanya