BAYKAL DÖNMEMELİ

2010-06-01 23:03:00

CHP lideri Deniz Baykal, istemeyerek de olsa CHP Genel Başkanlığından ayrıldı. 1999 seçimlerinden sonra da, yine istemeyerek Genel Başkanlıktan ayrılmıştı. Ama 17 ay sonra tekrar koltuğuna dönmüştü. Hatırlanacağı üzere, 1999 seçimlerinde CHP baraj altında kalmış ve ancak % 8.5 oy alabilmişti. Böylesine ağır bir seçim yenilgisinden sonra, istifa ederek ayrılması en doğru davranıştı. O da bunu yaptı. Ama istemeyerek istifa ettiği ve kısa bir süre sonra tekrar CHP’nin başına dönmek istediği her halinden belliydi. Nitekim döndü ve birkaç gün öncesine kadar o koltukta oturdu. Deniz Baykal, 1992 yılından buyana (17 aylık kısa bir dönem haricinde) CHP’nin başında. Böyle çirkin bir komplo sonucunda istifa etmesi hiç hoş olmadı. Gönül isterdi ki, kaset olayı daha ortada yokken, önümüzdeki günlerde yapılacak kongrede aday olmayacağını açıklasın ve yeni lider adaylarının önünü açsın. Evet, ona bu davranış yakışırdı. Aşağı yukarı 50 yıldır siyasetin içinde. 18 yıldır Genel Başkanlık yapıyor. Yine yıllarca milletvekili ve bakan olarak mecliste ve hükümetlerde görev yapmış bir siyasetçi. Artık çekilmesini bilmeliydi.

Koltuk sevdası, maalesef sadece Deniz Baykal’ın değil, Türk siyasetçilerinin genel hastalığı. Hatırlanacağı gibi, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş v.b. siyasetçiler çok uzun yıllar parti başkanlıkları yaptılar. Ne aldıkları seçim yenilgileri, ne de yaşadıkları sağlık sorunları, koltuklarından vazgeçmelerine neden olamadı. Zamanında bırakıp gitmek, yeni lider adaylarının önünü açmak en büyük erdemdir. Lider kolay yetişmiyor diyorlar. İnsanların önü açılmazsa yeni liderler nasıl ortaya çıkacak?

Deniz Baykal’ın istifasıyla birlikte CHP’de yeni bir sayfa açılması gerekirken, tekrar partinin başına geleceği doğrultusunda talep ve hazırlıklar var. Parti içinde, en üst düzeyden en alt seviyeye kadar bizi bırakma sesleri yükseliyor. Benzer şeyler, 2002 seçimleri sonucunda Genel Başkanlıktan ayrılacağını söyleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de yapılmıştı. Yurdun birçok yöresinden Ankara’ya giden MHP’liler, ağlayarak istifa etme, bizi bırakma dediler. O da, bu yalvarmalar karşısında istifa etmekten vazgeçti. Aslında Bahçeli istifa etmeli ve partisinin önünü açmalıydı. Şimdi benzer bir durum CHP’de yaşanacak. CHP’liler akın akın Ankara’ya gidecekler. İki gözleri iki çeşme, Baykal’a, ‘Ne olur bizi bırakma’ diye yalvaracaklar. O da, ‘Ben gitmek istiyorum ama partim beni bırakmıyor, ne yapayım gitmeyeyim’ diyecek. Yani ‘istemem yan cebime koy’ misali.

Deniz Baykal’ın yapması gereken en onurlu davranış, tüm yalvarma ve yakarmaları nazikçe reddederek, Genel Başkanlığa dönmemek olmalıdır. Bu davranış onu yüceltir. Neredeyse ölene kadar koltuğunu terk etmek istemeyen siyasilere de güzel bir örnek olur.

Baykal’ın istifa konusundan söz etmişken, bir noktaya daha değinmek istiyorum. İstifasını açıkladığı konuşmasının bir yerinde, Pensilvanya’dan (ABD) telefon geldiğini ve onların bu kaset işinin içinde olmadıklarını söyledi. Tamam, Pensilvanya’dan arayanın Fetullah Gülen olduğunu herkes tahmin ediyor, ama Baykal bunu açıkça söylemeliydi. Memleketin başına bir sürü çorap ören Fetullah Gülen, Baykal’ın başına örülen çorabı biz örmedik diyor. Kimin yaptığını kim ortaya çıkaracak? Ne dediniz bağımsız yargı mı?

 

METİN KÖMBE

14-05-2010 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

5
0
0
Yorum Yaz