BUNLAR KADER OLMAMALI

2011-01-24 11:53:00

Zonguldak’taki maden kazasının ardından Başbakan Erdoğan, ‘Bu mesleğin kaderinde bu var’ diye çok yadırganan bir söz söylemişti. Ne demek ‘bu mesleğin kaderinde bu var’? Teknolojinin bu kadar geliştiği çağımızda, göz göre göre çok sayıda insanımızın ölmesi kader olabilir mi? Bir üretim yapılırken yeterli güvenlik önlemi alınmazsa, olacağı budur. Sözcü gazetesi yazarı Necati Doğru, 5-6-2010 tarihli yazısında çok önemli bir noktaya temas etmiş. Doğru şunları yazmış: “Madenlerde ‘madenci hayatları kadere havale edilmesin’ diye ne düşünülüyor? Hangi önlemler alınıyor? Ölüsü bulunmuyor. Hiç değilse sağı unutulmasın. Maden ocaklarında ölen işçilerin yakınlarına verilecek tazminat miktarı, o madende grizu uyarısı yapacak makine-techizat parasının altında kalmaya devam ederse; hiçbir taşeron firma çalışma güvenliğini Kanada’da, Almanya’da, Norveç’de olduğu gibi yüksek düzeye getirmez.”

Madenlerde olsun, diğer işkollarında olsun, kazaları sıfıra indirmek tabi ki mümkün değil. Ama minumuma indirmek pekala mümkün. Bu noktada ortaya çıkan sihirli sözcük, ‘önlem’ oluyor. Yeterli önlem alındığı takdirde, kazalar mutlaka asgariye iner.

XXX

Yaz yağmurları yine İstanbul’da önce sele, sonra da felakete dönüştü. Olan biteni günlerdir televizyonlardan izliyor, gazetelerde okuyoruz. Buna da mı kader diyeceğiz? 60 yıldır izlenen yanlış politikalar sonucunda, göç ala ala iğrenç bir beton yığınına dönüşen İstanbul’da yaşamak, işkence çekmekle eşdeğer hale geldi. Yol güzergahlarına ve birkaç parka lale dikerek İstanbul’u güzelleştirdiklerini sanan belediye yönetimleri, kimi kandırıyor acaba?  Yazık, çok yazık. Bir de böbürlenerek, İstanbul için ‘2010 Kültür Başkenti’ diyorlar.  Her yağmurda aynı sorunlar yaşanıyor, ancak sorumlu mevkilerde oturanlar kıllarını dahi kıpırdatmıyorlar. Çünkü biliyorlar ki halk yine kendilerini seçecek.

Eğri oturalım doğru konuşalım. Suç bizde. Seçmen olarak yaşadığımız felaketlerden ders çıkarmıyoruz. Dere yataklarına bina yapıyoruz ve buna belediye göz yumsun istiyoruz. Göz yumma karşılığında da onlara oy veriyoruz. Evimizi sel basınca da feryat, figan ediyoruz.  İstanbul’un sorunları öyle birkaç yılda oluşmadı. 50-60 yılda biriken sorunlar yumağı sözkonusu. Radikal tedbirlerin, çok ciddi plan ve programların yürürlüğe konması gerekiyor. Kaderdir diyerek iş geçiştirilemez.

XXX

Yukarıda değindiğim iki konu ile canınızı sıktığımın farkındayım. Olumlu, güzel bir örnekle yazımı bitireyim. Bir köye, 3 yıl içinde 4 ayrı televizyon kanalı gelir mi? Sorumu hemen ben yanıtlayayım. Evet, gelebilir. Ancak gelmeleri için bir vesile olmalı. Bu güne kadar müze ve kütüphane kurduğumuz köylerin hemen hepsine, bir ya da daha fazla televizyon kanalı gelerek çekimler yaptılar. Bunlardan birisi var ki, doğduğum, büyüdüğüm Şebinkarahisar’ın Bayhasan köyü, buraya 4 ayrı televizyon kanalı geldi. Daha önce sırasıyla, NTV, Mavi Karadeniz TV. ve TRT ekipleri köyümüze gelerek çekimler yapmıştı. Son olarak da, geçtiğimiz hafta Medya TV ekibi köyümüze gelerek müzemizi, kütüphanemizi ve eski geleneklerimizi çekti. Bu vesile ile Medya TV’den Hasan Altunbaş’a ve arkadaşlarına şahsım ve tüm Bayhasanlılar adına çok teşekkür ediyorum.

 

METİN KÖMBE

15-06-2010 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

16-06-2010 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE  

5
0
0
Yorum Yaz