mkombe

5 yıl önce
anasayfa
twitter

EDREMİT, İSTANBUL VE ESKİ DOSTLAR

Geçen hafta, eski dostları ve arkadaşları ziyaret etmek amacıyla Edremit ve İstanbul’a gittim.

 

 

       Edremit'li dostum Hasan Öztürmen kızı ile

 

Yolculuğun ilk durağı, yıllardır gezip, görmek istediğim, ihmalkarlıktan dolayı bir türlü gidemediğim Edremit Körfezi oldu. Göz alabildiğine zeytinliklerle kaplı Edremit yöresi beni çok etkiledi. Edremit mesafeler açısından Silifke’ye benzerlikleri olan bir ilçe. Bağlı olduğu Balıkesir’e 85 km, sahildeki beldelerine ise 8-10 km uzaklıkta. Körfezdeki ilçeler ve beldeler bir inci kolyenin taneleri gibi yan yana dizilmişler. Kuzeyde efsaneleri ve oksijeniyle ünlü Kaz dağı.

 

                              Kaz Dağı

 

Evet bu dağ, Dünya’da oksijen bolluğu açısından en önde gelen yerlerden birisi. Kaz dağının zirvesine çıkmadım ama eteklerindeki yaylalarını dolaşıp, sularını içtim. Bir de, evet bir de, ünü sınırlarımızı aşmış bir köy müzesini gezdim; Tahtakuşlar Etnoğrafya Müzesi’ni...

 

   Tahtakuşlar Köyü Özel Etnoğrafya Galerisi

 

Kaz dağının eteğinde, Edremit-Çanakkale karayoluna oldukça yakın(2 km)  bir köy Tahtakuşlar Köyü. Köyün sakinlerinden olan bir aile, büyük bir özveri ve emekle 1991 yılında bu müzeyi açmışlar. Yıllar önce TV ve gazetelerden bu müzenin ününü öğrenmiştim. Gördüm ve çok mutlu oldum. Bırakın köyleri, il ve ilçe merkezlerinin büyük çoğunluğunda müze olmadığını düşünürsek, Tahtakuşlar Müzesi örnek alınacak, övgüye değer bir mekan.

Asırlık zeytin ve çam ağaçları arasından kıvrılarak giden yoldan Balıkesir’e varıyoruz. İstanbul’a gideceğimizden dolayı zamanımız sınırlı. Ancak yinede birkaç saatimiz var ve Balıkesir’i dolaşıyoruz. İlk bakışta temiz ve bakımlı bir kent izlenimi uyandırıyor. Tarihi tren istasyonu bütün görkemiyle ayakta. Bir an 80-85 yıl gerilere gidiyorum. İstasyonda bir kara tren ve cepheye giden askerler... Caddelerde dolaşırken Kuvva-i Milliye’ye vurgu yapan afiş ve pankartlar dikkatimizi çekiyor.

Ve İstanbul’a varış. İstanbul; hem çok güzel, hem de çok çirkin olan kent! İstanbul’un en güzel ayları, sanıyorum Nisan ve Mayıs. Boğazda erguvan ağaçları çiçek açmış. Rüzgar püfür püfür esiyor. İstanbul’da da dostları ziyaret ettim. Bunlardan Candemir Koçak, kuyumculuk sektöründe faaliyette bulunan ve başarılı çalışmaları ile yurt dışına da açılan bir arkadaşım. Kendisinin Çek ve Slovak Cumhuriyetleri ile Bulgaristan’da da yatırımları var. Yıllardır ülkemizin tanıtımı için elinden gelen gayreti gösteriyor. Şimdi de bir grup arkadaşımızla birlikte, Türk-Çek Dostluk Derneği’ni kurma çabası içinde. Bir süre önce Çek Cumhuriyeti’nde Çek-Türk Dostluk Derneği kurulmuş. İki dernek el ele vererek iki ülke arasında köprü görevi yapacaklar.

28-05-2003 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE