ESKİ İLE YENİNİN BULUŞMASI

2011-01-24 13:39:00

Geçen haftaki yazımda, Tarihi Kentler Birliği ile ÇEKÜL Vakfı’nın tarihi kentlerimizden Bursa ve Erzurum’da düzenledikleri sempozyum ve seminerlerden söz etmiş ve Bursa’da düzenlenen ‘geleneksel çarşılarımız’ konulu sempozyuma detaylı olarak değinmiştim. Bu haftaki yazımda da Erzurum’da yapılan “Tarihi Kentlerde Planlama: Eski ile Yeninin Buluşması” seminerinden söz edeceğim. 2000 yılında 50 belediye ile kurulan, bu gün üye sayısı 300’ü aşan Tarihi Kentler Birliği’nin (TKB) Erzurum’da düzenlediği seminer, yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda uzman konuğun katılımı ile 16-18 Temmuz tarihleri arasında yapıldı.

TKB Danışma Kurulu Üyesi ve Mimarlar Odası Eski Genel Başkanı Oktay Ekinci seminerle ilgili değerlendirmesinde şunları vurguluyor; “Kentlerimizin eski ve yeni semtleri arasında neden ‘kültürel süreklilik’ yok? Tarihi yerleşimler ile yeni yapılaşmalar neden ‘uyumsuz’? Geleneksel kent dokuları çağdaş yapılaşmaya neden ‘esin kaynağı’ olamıyor? Kimlikli kent için geçmişi korumak ‘yeterli’ midir? Mimarlık ve şehircilik dünyamızda yıllardır güncelliğini yitirmeyen bu sorular, ilk kez bir ‘yerel yönetimler semineri’nde ele alındı.”

Eski ile yeniyi buluşturmanın başlıca ‘iki’ koşulu bulunduğunu, birincisinin elbette ki ‘eskiyi korumak’ olduğunu, ikincisinin ise ‘yeninin eskiyi yıkmadan üretilmesi’ gerektiğini belirten Oktay Ekinci, konuşmasında şunları belitmiş: “ Bu iki temel koşulla birlikte, örneğin her yere alışveriş merkezleri (AVM) yerine geleneksel çarşı ve pazarlarımızın özünü koruyan kentsel ticari alan düzenlemelerini yeğlemek; özellikle TOKİ’nin yaygınlaştırdığı kişiliksiz siteler yerine çağdaş mahalleler planlamak; insanları birbirlerine yabancılaştıran blok nizam yerine komşuluk kültürünü besleyen sokak düzenini sürdürmek… gibi planlama tercihleriyle, yerel kimlik açısından bize uygun yeni kentler yaratabiliriz.”

Seminerde bir konuşma yapan Erzurum Valisi Sebahattin Özdemir, tarihi değerlerimizi ‘hoyratça’ kullandığımızı belirterek; “Eski ile yeninin buluşmasını sağlayacak bir planlama, yanlışlarımızı terk etmemizi sağlayacaktır. Erzurum’da medreseleri, hanları, hamamları restore ettik, ama önemli olan ‘kentin bütünü’yle tarihine sahip çıkmasıdır” demiş.

TKB Danışma Kurulu’nun ve ÇEKÜL Vakfı’nın başkanlığını yapan Prof. Dr. Metin Sözen de yaptığı konuşmada,  kentlerimizde geçmişi yaşatan mekanların ve kent kültürümüzün temelini oluşturan mahalle dokularının yeni gelişme planlarında da gözetilmesi gerektiğinin altını çizmiş.

Son 50-60 yıldır yaşadığımız apartmanlaşma süreci ile birlikte kentlerimiz birbirine benzemeye başladı. Özellikle de düz araziler üzerinde kurulan kentleri birbirinden ayırt etmek imkansız hale geliyor. Her kentin doğal ve tarihi değerleri o kentin kişiliğini belirliyor. Kentlerin özgün yapılarının bozulması ise onları kişiliksiz hale getiriyor. Başta nüfus artışı olmak üzere, göç ve değişen yaşam şartları, kentlerimizde yeni yerleşim alanlarının yaratılmasını zorunlu kılıyor. Yeni binalar, yeni semtler yapılmasın diyen yok. Tabii ki yapılacak. Ama nasıl yapılmalı? İşte tüm sorun burada. O kentin doğal ve tarihi güzelliklerini bozmadan ve o kente yeni güzellikler katarak yapılmalı.

 

METİN KÖMBE

31-08-2010 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

01-09-2010 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE

23
0
0
Yorum Yaz