İKİ KAMBURUMUZ

2011-01-24 13:42:00

Ülke olarak o kadar çok sorunumuz var ki… Ama maalesef, bu sorunların çözümü için enerji sarf etmemiz gerekirken, suni gündemlerle uğraşıyoruz ve enerjimizi boşa harcıyoruz.

En başta gelen sorunlarımızdan ikisi (ben onlara kamburumuz diyorum), kayıtdışı ekonomi ve iş kazaları. Kayıtdışı ekonominin büyüklüğü, sanayileşmiş, gelişmiş ülkelerde asgari boyutlarda iken, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ise azami boyutlarda kendisini gösteriyor.

Kayıt dışı faaliyetleri teşvik eden ve kayıt dışı ekonomiyi genişleten en önemli faktör, vergi yükü ve sosyal güvenlik primleridir. Vergi oranları ve sosyal güvenlik prim oranları yüksek olduğu müddetçe, kayıtdışılığı önlemenin imkanı yoktur. Bir taraftan kayıtdışı faaliyetler artarken, diğer taraftan da, iş yapan, ticaret ve üretim yapan ve onlarca, yüzlerce insan istihdam eden kişi ve kuruluşlar, yüksek vergi ve sosyal güvenlik primi yükü yüzünden ayakta duramıyor.

Devletin varlığını devam ettirebilmesi ve işlevlerini yerine getirebilmesi için vergi toplaması gerekiyor. Öte yandan, sosyal güvenlik sisteminin ayakta durabilmesi için de, çalışanların kayıt altında olması ve bunların primlerinin tahsil edilmesi gerekiyor. Devletin yüksek miktarlarda vergi toplamasının ön şartı, verginin adaletli olması ve tabana yayılmasıdır. Bu konuda ilke, ‘Az sayıda mükelleften çok vergi toplamak değil, toplumun genelinden gücü oranında vergi almak’ olmalıdır. Adaletsiz vergi sistemi kayıtdışılığı teşvik eder, hatta zorunlu hale getirir. Hakeza, sosyal güvenlik primlerinin yüksekliği de işverene ağır yük oluşturur ve kayıtdışı istihdamı kaçınılmaz kılar.

Kısacası devlet, kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına almak için önce vergi ve sosyal güvenlik primlerini adaletli hale getirmeli, sonra da adamakıllı bir denetim yapmalıdır.

Bir başka kamburumuz da iş kazaları. Hemen hemen her gün iş kazaları ile ilgili bir haber duyarız. Uzmanların ifadesine göre Türkiye, ölümlü ve yaralamalı iş kazalarında dünyada ikinci, Avrupa’da ilk sırada yer alıyormuş. Söz konusu kazaların yüzde 88’inin insan faktörlü, yüzde 10’ununda ‘tehlikeli durumlar’ olarak adlandırılan ortam şartları ve ekipmanların teknik özelliklerinden kaynaklandığı belirtiliyor.

Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi personeline ‘İş Güvenliği Eğitimi’ veren İş Güvenliği Uzmanı Ahmet Kılıç, Türkiye’de yaşanan iş kazalarının temelinde eğitim yetersizliğinin ön plana çıktığı vurgulamış ve bu eksikliklere bağlı olarak yaşanan kazaların yaralanma, ölüm ve uzuv kayıplarıyla sonuçlandığının altını çizmiş. Teknik olarak bakıldığında iş kazalarının yüzde 98’inin önlenebileceğini belirten Kılıç, “Yani alın yazısı veya kader diyerek bir kenara çekilmemek gerekiyor. İşçiye verilen önem ne kadar artarsa, sosyal barış, verimlilik ve üretkenlik artar. İş kazaları da o oranda azalır” demiş.

Evet, yüksek vergi ve sosyal güvenlik primleri kayıtdışı istihdamı, kayıt dışı istihdam da iş kazalarını artırır. Amerika’yı yeniden keşfetmenin alemi yok. Çok basit bir takım düzenlemelerle, hem vergi ve sosyal güvenlik primi tahsilatı artar, hem de kayıt altına alınmış istihdam koşullarında iş kazaları asgariye indirilir.

 

METİN KÖMBE

14-09-2010 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

15-09-2010 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE

 

31
0
0
Yorum Yaz