NÜKLEER BELA

2010-06-01 23:12:00

AKP iktidarının yapmadığı bir bu kalmıştı. 2002’de iktidara geldiğinden bu yana, emperyalist merkezlerin dayattığı politikaları uygulayan AKP, şimdi de nükleer lobilerin isteğini yerine getiriyor. Geçtiğimiz hafta Rusya ile nükleer santral anlaşması imzalandı. Uyarılara, eleştirilere bu kadar mı kulak tıkanır. Nükleer santral yapımı 35-40 yıldır Türkiye’nin gündeminde. Lehinde konuşanlar var, aleyhinde konuşanlar var. Tamam, dünyada enerji üretiminde bir alternatif olarak nükleer santraller gündeme gelmiş. Bazı ülkelerde de kurulmuş. Ancak çok büyük sorunları da beraberinde getirmiş. Nükleer kazalar, radyoaktif sızıntı, atıkların depolanması ilk akla gelen sorunlar. Çernobil felaketi belleklerde tazeliğini koruyor. Edirne’den Artvin’e, ülkemizin kuzey kesimi Çernobil kazasından etkilendi. Yaşananlar ortada iken, illa nükleer santral kurmakta ısrar etmenin ne anlamı var.

İlk kurmak istedikleri santral, Akdeniz’in cennet köşelerinden Mersin’in Akkuyu koyuna kurulacak. Burası 35 yıl önce belirlenmiş bir yer. Bu yeri belirleyen heyetin içinde yer alan Prof. Dr. Tolga Yarman, 1990’lardan bu yana katıldığı her toplantıda şunları söylüyor: “1970'lerde ileriye dönük olarak yaptığımız bütün enerji arz talep senaryoları, en az 2-3 katı hatalı ve abartılı hazırlanmıştır. Bunlara dayanılarak ileriye sürdüğümüz, ‘nükleer santrallerin devreye sokulması zorunludur’ tezinin de zaman içinde yanlış olduğu ortaya çıkmıştır. Nükleer santral kurma kararı, bilimsel ve teknik bir karar değil, siyasi bir karardır.”

Nükleer santral karşıtları, nükleer enerjiye öyle laf olsun diye karşı çıkmıyorlar. Bilimsel araştırmalara ve verilere dayanan birçok gerekçe ileri sürüyorlar. İşte bunlardan bazıları:

-Resmi rakamlara göre bile, yüzde 8-20 oranında olan elektrik üretim, ağıtım ve iletim sistemlerimizdeki kayıp ve kaçaklar, OECD ortalamasının 3 katıdır. İletim ve dağıtım hatlarında yapılacak ciddi iyileştirmelerle, trafo ve enerji üretim santrallerimizdeki bir takım teknolojik yeniliklerle, en az ülke üretim kapasitemizin 1/4'ünü, yani 4-5 adet Akkuyu Nükleer Santrali'nin üreteceği elektriği sağlamış olacağız.

-TÜSİAD'ın 1994 yılında hazırlattırdığı "Türkiye'nin Enerji Raporu"na göre, Türkiye, her ürettiği ürün için, aynı ürünü üreten OECD ülkelerinden tam 2.5 kat daha fazla enerji kullanıyor. Ve yine aynı rapora göre ülkemiz, basit, az maliyetli acil iyileştirmelerle ve bazı eski üretim teknolojilerinin modernizasyonuyla, kullandığı enerjinin yüzde 46'sını tasarruf edebilir. Kısaca delik ve kaçağı olan bir havuzu onarmak yerine, musluk satabilmek için, daha fazla muslukla doldurmayı öneriyor nükleer lobiler. Yeni bir santral yatırımı yapmadan, 6-8 adet Akkuyu Nükleer Santrali'ne eş değer bir tasarruf potansiyelimiz mevcuttur.

-Şu an evlerimizde, iş yerlerimizde kullandığımız ampulleri, 5 kat daha az enerji tüketerek aynı aydınlatmayı sağlayan, yeni verimli kompakt ampullerle değiştirmemiz durumunda, en az 2 adet Akkuyu Nükleer Santral yatırımının sağlayacağı elektriği tasarruf edebileceğiz.

- Ülkemizin yerli ve yenilenebilir potansiyeli (su, güneş, rüzgar) henüz değerlendirilmemişken, pahalı, tehlikeli, atık sorunu bulunan, dışa bağımlı nükleer santral tercihinde bulunulması kabul edilemez.

Evet, AKP iktidarının inadı bırakıp, nükleer santral karşıtı bilim insanlarının, uzmanların yaptıkları bu uyarılara kulak vermesi gerekiyor.

 

METİN KÖMBE

18-05-2010 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

19-05-2010 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE

 

4
0
0
Yorum Yaz