YÖNETİCİLERİMİZE AÇIK MEKTUP

2006-11-02 14:58:00

Sayın Valim, Sayın Kaymakamım, Silifke’mizin ve beldelerimizin değerli Belediye Başkanları; Öncelikle basında yer alan iki haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. “Malatya Valisi Mustafa Yıldırım, anaokulundaki çocukların kendisini ‘Good bye’ diye uğurlaması üzerine, hızla bir Türkçe kampanyası başlatma kararı aldı. Vali Yıldırım, Belediye Başkanlığı’na bir yazı göndererek, ‘Malatya ilinde işyerlerine verilen yabancı dilde isimlerin Türkçeleştirilmesi ve yeni açılacak işyerlerine Türkçe isim konulması için yetki kullanılması’ önerisinde bulundu. Daha sonra, belediye başkanlarını, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticilerini, meslek odalarının ve derneklerin başkanlarını toplantıya çağırdı. Toplantıda işyerlerine Türkçe isim verilmesi kararı alındı.” “Muğla’nın turistik ilçesi Fethiye’de İngilizce tabelaların sökülmesi kararlaştırıldı. MHP’li Belediye Başkanı Behçet Saatçi; Mimarlar Odası temsilcileri, reklam ajansları yetkilileri, turizmciler ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile bir toplantı yaptı. Toplantıda, görüntü kirliliği yaratan İngilizce ilan ve reklam tabelalarının kaldırılması kararlaştırıldı. Başkan Saatçi, ‘Tabelalar yönetmeliğe uygun olacak ve Türkçe yazılacak. Fethiye’de yaşayan yabancılar da bizimle aynı görüşte’ dedi.” Evet, bu iki haberde adı geçen değerli yöneticileri yürekten kutluyorum. Sizlerden, aynı uygulamayı, ilimizde, ilçemizde ve beldelerimizde de başlatmanızı istiyorum. Bilindiği gibi, bir ulusu ulus yapan unsurlardan birisi de dildir. Dilimize ve kültürümüze son 50 yıldır müthiş bir saldırı söz konusu. Birileri çıkıyor, “Globalleşme, küreselleşme çağındayız, dilde ve kültürde tutuculuk olmaz, evrensel dilleri kullanmalıyız” diyor. Çok uyanık olmalıyız ve şu ayırımı iyi yapmalıyız; “evrensel değerler”, “emperyalist değerler” demek değildir. Evrensel değerlerin oluşumunda bütün dünya uluslarının az ya ... Devamı

DİLİMİZİ VE KÜLTÜRÜMÜZÜ KORUYALIM (2)

2006-11-02 14:55:00

Sayın Cem Uzan’a 1.5 yıl önce yazdığım ve geçen hafta bu köşede yer alan mektubun bir benzerini yine aynı tarihte Sayın Sakıp Sabancı’ya da yazmıştım. Ondan da bir cevap alamadım. Bu iki şahsiyete mektup yazmamın nedeni, bulundukları konum itibariyle alacakları bir kararın ve atacakları bir adımın Türkiye’de ses getirecek olması idi. Sayın Sabancı’ya gönderdiğim mektubun bir bölümünde şunları yazmıştım: “Sizin her türlü görüş ve öneriye açık ve bunları mutlaka değerlendiren bir insan olduğunuzu bildiğim için size yazıyorum. Birçok konuda Türkiye’ye örnek olan size, çok somut ve çok basit bir önerim olacak. Gelin tamam deyin ve bu konuda da Türkiye’ye örnek olun. Önerim şu: Öncelikle, sahibi olduğunuz binaların ismini değiştirin. SABANCI CENTER ismini kaldırın ve SABANCI İŞ MERKEZİ tabelasını asın. Değişikliğe buradan başladıktan sonra, bu değişimi diğer kuruluşlarınızda ve diğer iş yerlerinizde de yapacağınızdan eminim. Sayın Sabancı, inanın bana bu konuda atacağınız bir adım, büyük ses getirecektir. Bütün esnaflar, iş adamları, ‘Sakıp Sabancı’yı örnek alalım, o artık binalarına CENTER, PLAZA, TOWER demiyor; İŞ MERKEZİ, ALIŞVERİŞ MERKEZİ diyor, biz de iş yerlerimizin adını değiştirelim’ diyeceklerdir. Bu küçük gibi görünen karar ve uygulama ülkemizde birçok sorunun çözümünün yolunu açacaktır.” Sayın Sabancı, konuşma üslubu ile, tavır ve davranışları ile bu toprağın insanı olduğunu vurgulamaya çalışıyor. Ancak, başta dilimiz ve kültürümüz olmak üzere, ulusal değerlerimizin korunması lafla olmuyor, önemli olan icraattır. Sayın Uzan’ın ve Sayın Sabancı’nın şirketlerinin ilçemizdeki temsilcilerine ve Sayın Uzan’ın partisinin yetkililerine sesleniyorum, lütfen bu taleplerimi kendilerine iletin. Son 10-15 yıldır dilimizin yozlaşmasına özellikle televizyon kanalları neden olmaktadır. Bilindiği gibi, bazılarının ismi Türkçe değil. Bazılarının ismi Türkçe, ancak isminin kısaltılmış hali Tü... Devamı

DİLİMİZİ VE KÜLTÜRÜMÜZÜ KORUYALIM (1)

2006-11-02 13:04:00

“Sayın Cem Uzan, Yaşadığımız sorunlar, sizin de bildiğiniz gibi dünün ve bu günün sorunları değil, son 50-60 yılın birikimiyle oluşan sorunlar. Sorunlarımızdan birisi de kültürümüzün ve dilimizin alabildiğine yozlaşması. Bundan 30-40 yıl önce İstanbul’da birkaç caddede yabancı isim taşıyan dükkanlar vardı. Ama bu gün hiç tahmin edemeyeceğimiz dağ köyünde bile ROSE MARKET yazılı. GÜL BAKKALİYESİ yazsa sanki bir tarafı eksilecek. Sayın Uzan, size somut ve çok basit bir önerim olacak. Başta özel televizyon olmak üzere, birçok konuda Türkiye’de örnek çalışmalar yaptınız, yapıyorsunuz. Özel televizyonu kurarken, ülkemizdeki mevzuat izin vermediğinden bunu Avrupa’da kurdunuz, adınıda MAGİC BOX-STAR koydunuz. O koşullarda belki böyle bir isim koymayı uygun gördünüz. Benim önerim şu: Televizyonunuzun STAR olan adını YILDIZ olarak (veya başka bir isim) değiştirin. Sizin yapacağınız bu değişiklik sadece bir isim değişikliği olarak kalmayacak. Televizyonu kurarken nasıl ki bu sektörde önderlik ettiniz, aynı şekilde bu konuda da tüm sektöre ve Türkiye’ye önder olacaksınız. Bu isim değişikliği önerim, gazeteniz, diğer şirketleriniz ve binalarınız için de geçerli. Sayın Uzan, yabancı sermayeye ve yabancılarla ilişkiye (her türden) kesinlikle karşı değilim. Ama bir şartla. Kendimizi ezdirmemek, sömürtmemek ve eşit statüde olmak kaydıyla. Dilimizi ve kültürümüzü korumak kaydıyla. Yabancı iş adamları ve şirketlerle ortak olduğunuz işletmelerin (ve ürünlerin) isimlerini doğaldır ki, ortaklarınızla birlikte belirleyeceksiniz. Bunların da tamamen Türkçe isimler olması zaten mümkün değil, zorunlu da değil. Sayın Uzan, bu doğrultuda vereceğiniz kararlar, ülkemizin yaşadığı kültür yozlaşmasının ortadan kalkmasını sağlayacaktır. İnanın bana, bu kadar önemli. Ülke kalkınmasına katkılarınızın artarak devam etmesi dileğiyle, selamlar, saygılar.” Yukarıdaki mektubu, Cem Uzan’a 1.5 yıl önce (26-07-2001) göndermiştim. Ama bir yanıt alamadım. Bu ... Devamı

ASKER TABİİ Kİ KONUŞACAK

2006-11-02 11:57:00

Malum çevreler yine koro halinde ‘asker bu kadar konuşmaz’ şeklinde haykırıyorlar. Bu ülkede politikacı, iş adamı, bürokrat, üniversite hocaları, işçi, esnaf, din görevlileri v.s. konuşacak, ama asker konuşmayacak. Allah allah neden acaba? Komutanlar yaptıkları konuşmalarda ülkemiz ve milletimiz aleyhine bir şeyler mi söylüyorlar? Atatürk ilke ve devrimlerine karşı olan, içlerine sindiremeyen Sağ’dan ve Sol’dan bir takım çevreler 80 yıllık Cumhuriyetimizin  hemen hemen her döneminde orduya düşman olmuşlardır. “Geçmişiyle bağı neredeyse bir asır önce tepeden bir kararla kesildiği ve yukarıdan aşağıya dayatılan biçimsel değişikliklerle şekillendiği için Türkiye toplumu içerikle pek meşgul olmaz” Evet, Cumhuriyet Devrimine bakış açıları işte böyle. O dönem bütün mazlum dünyanın örnek aldığı devrimlerimiz ‘yukardan aşağıya dayatılan biçimsel değişiklik’lermiş. Hadi oradan sende. Başka ülkelerin en az 50-100 yılda yaptığı değişimleri biz 15-20 yıl gibi bir sürede gerçekleştirdik. Cumhuriyet Devriminin motoru Türk Ordusu olmuştur. Zaten ordumuz tarihimizde milletimize daima öncülük etmiştir. Askerlerin konuşması yeni bir olay değil ki. Çeşitli vesilelerle özellikle de her yıl Ağustos ayındaki görev devir teslim törenlerinde çeşitli konulardaki görüşlerini açıklarlar. İsteniyor ki komutanlar bu törenlerde ülke meselelerine değinmesinler. Peki nelerden bahsetsinler? MGK Genel Sekreteri Org. Tuncer Kılınç görevini devrederken yaptığı konuşmada “Bugün yönetimin en üst düzeyinde bulunanların sosyal ve kamusal alanda bir araya gelemediği ülkemizde konu ile ilgili daha fazla bir şeyleri dile getirmeye gerek olmadığı kanaatindeyim” demiş. Sayın Kılınç konuşurken çekilmiş bir resim var gazetelerde. Aynı resimde ön sırada oturanlara bakıyoruz, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Eşi, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök ve Eşi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan (Eşi yok), Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdulla... Devamı

AR DAMARLARI ÇATLAMIŞ

2006-11-02 11:50:00

“Yani Çetin Altan’ın deyişiyle değişimi anlamayan, yıllardır algılayamayan, dünyanın nereye gittiğine akıl erdiremeyen angutlar...Geçelim onları.” Yukarıdaki satırların yazarı, Aydın Doğan’ın Milliyet gazetesinde Çetin Altan’la birlikte yazılar yazan Hasan Cemal. Çok kibarlar değil mi? ‘Angutlar’ dedikleri kimlermiş: 1) Erbakan Hoca saflarında Tayyip Erdoğan’ı dönek ve Amerikan işbirlikçisi ilan edenler. 2)Kızıl elma koalisyonu oluşturan, Türkiye’de çok partili rejime geçişi ve Avrupa Birliği’ni karşı devrimcilik sayabilen bazı kemalistler ile sağ ve sol uçtaki şoven milliyetçiler. 3)Hala zor ve şiddetten medet uman bazı Kürtçüler. Cemal, Altan ve benzerlerinin ‘değişim’ ve ‘dünyanın gittiği yer’ dedikleri, hemen hemen her yazılarında öve öve bitiremedikleri ‘küreselleşme’. Onlara göre ‘küreselleşme’ demokrasinin, özgürlüğün, refahın, saydamlığın ve bilcümle iyi ve güzel şeylerin Batı ülkeleri marifetiyle tüm dünyaya yayılması. Böyle yazıp çiziyorlar da, ABD ve diğer Emperyalist ülkeler dünyanın neresine demokrasi, barış ve refah götürmüşler, bir örnek versinler de görelim. ‘Küreselleşme’ dedikleri, birkaç emperyalist devletin ve birkaç yüz uluslar arası tekelin tüm dünyaya hakim olmak istemesidir. İlk hedefleri ulus devletler. Sovyetler Birliği’ni ve Yugoslavya’yı parçaladılar. Sırada Türkiye var. Balkanları ve Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiler. Akla gelen ve gelmeyen her yönetimi kullanarak Türkiye’ye saldırıyorlar. Bağımsızlığımız büyük bir tehditle karşı karşıya. Çeşitli siyasi görüşlere sahip kişi, kuruluş ve partiler, ülkemizin bağımsızlığı söz konusu olunca bir araya geliyorlar. Tabii ki gelecekler. Bağımsızlık her şeyin temelidir. Cemal’in ‘angutlar’ listesinin birinci ve ikinci sırasında yer alan siyasi akımlar ve partiler en büyük ortak paydada buluşuyorlar. Bu ortak payda: “EMPERYALİZME KAR... Devamı