SİLİFKE ÇEVRESİNDEKİ TEPELER

2006-10-27 11:29:00

Silifke’nin batı yönünde kalenin bulunduğu tepenin dışında iki tane daha yüksek tepe mevcuttur.Bunlar,  kalenin solunda kalan, eteklerinde Silifke mezarlığının da yer aldığı Erenler Tepesi ile kalenin sağ tarafında kalan ve Göksu’ya bakan Azı Tepesi’dir.Her iki tepe de koni şeklinde yükselmektedir. Kalenin bulunduğu tepe hariç diğerlerinin üzerinde uzaktan bakıldığında farkedilebilen bir yapı yoktur.Benim uzmanlık alanıma girmemekle birlikte, gerek Erenler, gerekse Azı tepesinin üzerinde uzaktan kolaylıkla farkedilebilecek kule veya yüksek bir anıt tarzında insan eliyle yapılmış yükseltiler olsa eminim ki bu tepeler kent mimarisine katkıda bulunacaktır.Örneğin, Rio de Jenorio’daki ünlü İsa heykelini hepimiz televizyonlardan görmüşüzdür.Keza Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de kente hakim bir tepe üzerinde böyle bir anıt hatırlıyorum. Erenler Tepesi: Eteklerinde Silifke şehir mezarlığının bulunduğu bu tepe kalenin bulunduğu tepeye bakmaktadır ve ondan tahminimce biraz yüksekçedir.Bu tepede  bir yatır olduğu söylenmektedir.Yalnız, yatıra benzer belirgin bir mezar görülmemektedir.Ama bazı insanların 6 Mayıs’da hıdırellezde buraya gelerek dilekte bulunduğu anlaşılmaktadır.Nitekim  tepedeki çam ağaçlarına  binlerce bez parçası bağlandığı görülüyor.Ayrıca tepede geniş bir alana yayılmış olarak yumruk büyüklüğünde taşlardan dilekte bulunmak üzere yapılmış simgesel evler  görülmektedir. Belediye tarafından buraya kadar yol getirilmiş,  en son yükseltiye çıkmak için de bir beton merdiven yapılmıştır.Bu merdivenlerin hemen doğusunda sarnıç olması muhtemel bir kalıntı vardır.Bu tepe özellikle  Mersin yönünden gelirken çok net olarak izlenebilmektedir.Benim kişisel olarak  bu tepe ile ilgili kentin çevre peyzajına katkısı olabilecek bir düşüncem var. Hemşehrilerimin, kentimizi  yönetenlerin görüşlerine arz etmek istiyorum.Bu tepenin en yüksek noktasına, yüksekliği en azından oradaki mevcu... Devamı

YERKÖPRÜ ŞELLALESİ-MUT/MERSİN

2006-10-27 11:23:00

                                    Gönderen: Mehmet Dereli Fotograflairn devami ve buyuk boyda gormek icin uzerlerine ya da buaraya tiklayin           Devamı

HALİL AKBAŞ-ŞİİRLER

2006-10-27 11:18:00

AŞKINI VERMEZ BU SEVDA Söner belki, gökteki yıldızlar, Uzar uzar da bitmez yollar. İnceden inceye yakar da hasret ateşi. Canını verir, Aşkını vermez bu sevda… Sarar acı dolu günler ruhumu, Ağlamaklı bir buluttur gözlerim, Sır vermez olur hatıralar. Sayfalar kapalı, Penceremde hüzünlü bir buğu. Ve senin ismin yazılı orada… İçimde kurşunlar, Yaslar birbirini kovalar. Zaman hep alay eder de, Canını verir, Aşkını vermez bu sevda… 5.3.1996   UZAN UZAKLARDAN BANA DOĞRU Sevda kuşları uçuşur yüreğimde, Deli bir bahardır gözlerimde parlayan. Sana uzanmışken bir gece vakti usulca, Vakti gelmiş, açmaya hazır bir tomurcukken, Hayalken, Yıldızken karanlıklarda, Sonbaharken gönlüm, Uzan uzaklardan bana doğru… Seninle sevişen nefes gibiyim, Uzayıp uzayıp, bitmeyen geceyim. Sokaklarda kaybettim anılarımı, Kaldırımlardan seni isteyen dilenciyim. Utanırım, Soramam seni kendi kendime. Ellerini tuttum sanırım her gece, Teninin kokusunu hissederim, Sıcaklığın kavurur, içim alev alev, Göğsümde yatarsın sanırım. Gözlerim dolmuşken bir deniz gibi, Ağlayacakken, Yağmurken, Hazanken ömürde, Ölüm beni beklerken, Hayalinle sevişirken, Uzan uzaklardan bana doğru… 19.5.1996 HALİL AKBAŞ    ... Devamı

GÖÇ YOLLARI

2006-10-27 11:04:01

Ne zaman içim sıkılsa;- hani canım, modern insanların deyimiyle depresyona girsem-çocukluğuma dönmek isterim.Çocukluğumun geçtiği bizim köye, yörük köyüne dönmek isterim.          Yaz gelince (karneyi bile almadan) bir telaş alırdı ailemizi. Hazırlıklar yapılır, babam çarşıdan, yaylada lazım olacak çay, şeker, deterjan... alır , borçlarını kapatırdı. Annem de, seyilde(sahilde) kalacak olan yatakları naftalinlerdi. Ne zaman naftalin kokusu alsam göç hazırlıkları aklıma gelir. Akşam göç kararlaştırılırdı.           Kararlaştırılan gün geldiğinde, bir kamyona  ihtiyaç duyulan önemli eşyalar yerleştirilir, arkada kalan boş kısma inekler konurdu. Kamyon üzerinde yaklaşık 3 saat sürecek yolculuğa başlardık.Uzun Toros dağlarını tırmanırken havanın değiştiğini,tarlalarda güvercingözü,hardal ve karamık çalılarının sarı, mor çiçeklerini fark etmemek mümkün değildi.           Davarları abim ve akrabalarımız 2 ay önceden yaylaya sürmüşlerdi.Hiç unutmam;bir seferinde ben de davarla yürüyerek gitmiştim yaylaya.Göç yollarını, dedem anılarını anlatarak öğretirdi bizlere. “Bak oğlum, anam beni  şu tepenin arkasında doğurmuş. Bubam askere gidince, Doksan Harbi’nden bir daha dönmemiş...”,  arkasından derinden bir ooff çekip,ebemi nasıl kaçırdığını anlatırdı. Belli ki hala seviyordu.         Silifke’nin Çadırlı Köyü’nden, Mut’un Demirkapı  yaylasına çıkıncaya kadar, yol boyunca yerleşim yeri olmadığı halde gördüğüm mezarlıkların kime ait olduğunu sorardım. Dedem,  “Ah oğlum ah ; o mezarların hepsi bizim  akrabalarımızın. Her mezarlıkta mutlaka dayım, emmim ,gardaşım yatar “ derdi. “Bugünlerde ev kamyonla gidiyor, eskiden deveyle göçerdik. Hastalanıp ölenleri  taşıyamazdık tabi,göç de beklemediği için en yakın yere koyuverirdik.... Devamı

KÖYLERİMİZ VE TURİZM

2006-10-27 11:04:00

Silifke eninde sonunda turistik bir belde olacak. Gelen turistleri (yerli veya yabancı) ne denli uzun süre bölgenizde oyalarsanız kazancınız o kadar artar. Daha uzun süre konaklar, daha çok yemek yer, daha çok alış veriş yapar v.b. Şu halde turisti daha uzun süre oyalamak için neler yapılabilir, birlikte kafa yoralım. Bazı hususlar için şimdiden önlem almak gerekir. Örneğin ne kadar paranız olursa olsun, bugünden önlem almamışsanız 25-50 yıl sonra anıtsal nitelikli ağaçlarınız olamaz. Şimdiden koruma önlemi almamışsanız ileride kafadan tarihi eser uyduramazsınız. İnsanların hep deniz ve güneşle yetineceğini sanmayın. Köyleri de yakından görmek isteyeceklerdir. Tabi görmeye değer köyünüz varsa. Bence bir an evvel tüm köylerimizin kültürel değerlerinin bir envanteri çıkarılmalı. Köylerde de başı bozuk, plansız yapılaşmaya izin verilmemeli. Özellikle belli karekteristik mimariye sahip olan köylerde (Mara yakınındaki Kavak Köyü gibi) yeni yapılan evlerin en azından dış görünüşünün eski evlere uyması zorunluluğu getirilmelidir. Tüm Silifke sınırları içindeki tüm anıt ağaç kimliği kazanabilecek ağaçlar başta Orman İşletmesi’nin de yardımıyla korumaya alınmalı, bu ağaçlara birer kimlik verilmeli. Hatta yalnız ağaçlar değil, ilginç kayalar v.b. de bunlara eklenebilir. Bir yandan da bitki envanteri yapılmalı (endemik olanlar, olmayanlar, kullanım amacına göre, yenebilenler, tedavi amaçlı kullanılanlar, eşya yapımında, ev yapımında kullanılanlar). Geleneksel yemeklerin reçeteleri kayıt altına alınmalı. Folklor unsurlarının (şarkı, türkü, oyun tarzları) tümü video veya CD olarak kayıt edilmeli. Yapay olarak çevremizin peysajı güzelleştirilmeli. Bu konuda peysaj uzmanları başta Silifke’nin içinde olmak üzere, köylerde de konferanslar vermeli. (Mutlaka bir çoğunuz Almanya ve Avusturya’nın köy evlerinde çiçekli balkonları ve pencereleri fotoğraflarda veya filmlerde gördünüz). Bunlar para işi değil kültür ve zevk işi. Güneyin karakteristik çiçekli bitkilerinden... Devamı