TRT REZALETİ

2011-01-24 13:31:00

Devletin radyo ve televizyon kurumunu, her gelen iktidar kendi borazanı haline getiriyordu. Ancak AKP iktidarının bu konudaki uygulamalarını gördükçe, önceki iktidarların yaptıklarının gayet masum olduğu kanaatine varılır. AKP’nin TRT’deki kadrolaşması ve yayın politikasında yaptığı değişiklik, bu kurumu Cumhuriyet’e, bağımsızlığa, ülke bütünlüğüne ve laikliğe kurşun sıkan bir konuma getirdi. Son olarak referandum sürecinde yaşanan yayın rezaletleri, TRT’nin ne kadar tehlikeli bir noktaya geldiğini gösteriyor. Açıkça, AKP’nin ucube anayasa paketine ‘Evet’ propagandası yapıyor. Yüksek Seçim Kurulu uyardığı halde, ısrarla ‘Evet’ içerikli yayınları devam ediyor. Yani AKP’li TRT yöneticileri, hukuk, kanun dinlemiyorlar. Bunlardan zaten başka türlüsü beklenemez. Fetullah Gülen’in Samanyolu televizyonundan, Deniz Feneri’nin Kanal 7 televizyonundan ve diğer bilumum şeriatçı basın yayın organlarından, ne kadar şeriatçı, liboş ve ikinci cumhuriyetçi varsa TRT’ye doldurdular. Bu zevat, halktan toplanan vergilerle çok büyük olanaklara kavuşturulmuş TRT’yi babalarının çiftliği gibi kullanıyorlar. TRT’nin her kanalında hemen hemen 24 saat, zehirli fikirlerini halka şırınga ediyorlar. Bunlara, saçtıkları zehir karşılığında da çok büyük paralar ödeniyor. Bu konuda, Sözcü Gazetesi yazarı Necati Doğru bir liste yayınladı. Doğru, 1.8.2010 tarihli köşe yazısında, “TRT’ye program yapan ve çok yüksek paralar aldıkları (program başına net 10 bin TL deniyor) halde; ödeme makbuzları gizlenen, saklanan, örtülen gazetecilerin çok ilginç bir benzerliği görüldü. Hepsi ‘Evetçi’ çıktı. İktidar ne diyor... Devamı

TESTİ KIRILMADAN

2011-01-24 13:30:00

Testi kırıldıktan sonra ne yapılırsa yapılsın hepsi boş şeylerdir. Parçaları tekrar ne kadar özenle yapıştırılırsa yapıştırılsın, eski testi olması mümkün değildir. Türkiye hızla bölünmeye doğru gidiyor. Emperyalistler Sevr planını hiçbir zaman unutmadılar. Lozan’da masadan kaldırıp rafa koymuşlardı. ‘Sevr planını, şu zamana kadar yaşama geçiremezsek vazgeçeriz’ diye bir düşünceleri zaten hiç olmadı. 10 yıl sonra mı olur, 50 yıl sonra mı olur, 100 yıl sonra mı olur, onlar için zaman sınırlaması yoktu. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürt, Ermeni ve Kıbrıs meselelerini sürekli kaşıdılar. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Bütün suç emperyalistlerde mi? Yıllardır ‘Kahrolsun Emperyalizm’ diye dağa, taşa yazılar yazıldı. Meydanlarda haykırıldı. Ne değişti?  Emperyalistlerin yerli işbirlikçileri olmasaydı ( olmasaydı demek yanlış olacak, çünkü her ülkede her zaman emperyalistlerin işbirlikçileri olur), daha doğru bir ifadeyle işbirlikçiler iktidara gelemeselerdi, emperyalistlerin planları ve çabaları boşa kürek çekmekten öte gitmeyecekti. Ancak 60 yıldır emperyalistlerle işbirliği yapan partiler iktidardalar. Demokrat Parti ile birlikte NATO’ya girildi ve emperyalist tahakküm başladı. Şu anda ülkemizin içinde bulunduğu karanlık durum ve ordumuza karşı yapılan saldırıların vardığı boyut, emperyalistlerin planlarını uygulamada ulaştıkları zirveyi gösteriyor. Eğer önlem alınmazsa, millete doğru önderlik edilerek birliktelik sağlanamazsa, ülkemiz hızla iç savaşa ve bölünmeye doğru gidiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün sigortası olan ordumuz  o kadar yıpratıldı ki, bir takım şer odaklarına karşı cayd... Devamı

12 EYLÜL’DEN VE AKP’DEN HESAP SORULMALI

2011-01-24 13:28:00

Tam bir komedi yaşıyoruz. Tayyip Erdoğan ve AKP’nin diğer sözcüleri, her söyledikleri sözle, her attıkları adımla halkımızla dalga geçiyorlar. Son olarak 12 Eylül’ü dillerine doladılar. Neymiş efendim, referandumda evet denirse, 12 Eylül’den hesap soracaklarmış. Siz kim, 12 Eylül’den hesap sormak kim.12 Eylül’cüler Amerika’nın çocuklarıydılar, siz ise hem 12 Eylül’ün, hem de Amerika’nın çocuklarısınız. Hatırlanacağı üzere, zamanın ABD Büyükelçisi 12 Eylül darbesini, ‘Bizim oğlanlar becerdi (Our boys have done)’ şeklinde bir mesajla ülkesine haber vermişti. 12 Eylül darbesi de, ondan on yıl önce yapılan 12 Mart 1971 darbesi gibi Amerikancıydı. 12 Eylül Türkiye’nin üzerinden bir silindir gibi geçti. Yüzbinlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı ve hapse atıldı. Cezaevleri ve karakollar birer işkencehaneye dönüştüler. Gözaltına alınanlara akla hayale gelmeyen işkenceler yapıldı. 12 Eylül esas olarak sola karşı yapıldı ve solu ezdi. Göstermelik olarak da sağa azıcık dokundular. 12 Eylül darbesi, ABD’nin Türkiye ve Ortadoğu’ya yönelik planlarının içinde bir bölümdü. 12 Eylül, ABD’nin ve yerli işbirlikçilerinin bir taşla iki kuş vurmalarına olanak sağladı. Birincisi, 12 Eylül darbesi ile 24 Ocak kararlarının uygulanacağı ortam yaratıldı. 24 Ocak 1980 ekonomik kararları, tüm koruma önlemlerini kaldırarak ulusal ekonomimizi uluslararası tekellerin insafına terk eden kararlardı. Ekonomik yaşam, sermaye için cennete, emekçiler için cehenneme çevrildi. Diğeri ise, Müslüman dünyasını hizaya getirmek için, Türkiye’nin ılımlı islam çizgisine girmesini sağlamaktı. Bunda da ne... Devamı

TERÖR NASIL BİTER?

2011-01-24 13:26:00

Ayrılıkçı terör otuz yıldır ülkemizin en büyük sorunu. Ödediğimiz faturanın miktarı çok yüksek. Zaman zaman etkisiz bir noktaya gerilese de, köklü çözümler söz konusu olmayınca yine tırmanışa geçiyor. Ayrılıkçı terörün, temel olarak içten ve dıştan kaynaklanan nedenleri var. Aslında tüm nedenleri, az çok herkes tarafından biliniyor. Ancak iş çözüm noktasına gelince havanda su dövülüyor. Son otuz yıldır iktidara gelenler, terörün önlenmesi, bitirilmesi adına kendilerince bir şeyler yaptılar. 12 Eylül darbesini yapanlar niçin bu darbeyi yapmışlardı? Terörü önlemek için. Peki önleyebildiler mi? Hayır. Kurdukları işkencehaneler ve zindanlar terörün bilenmesini sağladı. Kenan Evren, “Sallandıracaksın 5-10 tanesini” dedi. Sallandırdılar. Peki terör bitti mi? Hayır. Sonra ANAP iktidar oldu. Ayrılıkçı terör azgınlaştı. ANAP’tan sonra 90’lı yıllarda iktidara gelen partiler de önleyemediler. 8 yıldır iktidarda bulunan AKP de terörü önleme konusunda bir arpa boyu yol katedemedi. Aksine her geçen gün şehit sayımız artıyor. Ayrılıkçı terörün içten kaynaklanan ana nedeni, Cumhuriyet Devrimi’nin 1940’lardan itibaren kesintiye uğramasıdır. Ne zaman ki, yurdumuzun tüm bölgelerinin dengeli kalkınmasından, planlı sanayileşmesinden vazgeçildi; işte o zaman ayrılıkçı terörün tohumları ekilmiş oldu. Cumhuriyet Devrimi, toprak reformu yaparak ve aydınlanmayı tüm yurda yayarak, ağalığı ve şeyhliği ortadan kaldıracaktı. Toprak reformunu engelleyerek, Köy Enstitüleri’ni kapatarak ayrılıkçı terörün tohumlarını ektiler. Cumhuriyet Devrimi’nin kesintiye uğraması, sadece Doğu’nun... Devamı

YANLIŞTA ISRAR NEDEN?

2011-01-24 13:25:00

“1960’lı yılların sonlarında, 1970’li yılların başlarında şöyle bir öngörüde bulunmuştuk; ‘Şayet 10-15 yıl içinde bir nükleer santral kurmazsak karanlıkta kalırız’. 2010 yılındayız ve bugüne kadar nükleer santral yapılmadığı halde karanlıkta kalmadık.” Yukarıdaki sözler nükleer mühendis Prof. Dr. Tolga Yarman’a ait. Prof. Yarman, 1970’lerde Türkiye’de nükleer santral kurulması için yer seçimi yapan heyetin bir üyesi. O zaman yukarıdaki öngörüden hareketle, Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Akdeniz’in cennet gibi koylarından birisi olan Akkuyu’da, bir nükleer santral kurulmasını kararlaştırmışlar. Ancak bu güne kadar, gerek ekonomik ve siyasi koşullar, gerekse de nükleer karşıtlarının kararlı mücadeleleri sonunda santral yapılamadı. Nükleer santral meselesini, 30-35 yıldır her iktidar temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp milletin önüne koyuyor. Millet bunu yemiyor. Tekrar tekrar neden ısrar ediyorsunuz anlamak mümkün değil. Akkuyu’da nükleer santral yapımının tekrar gündeme geldiği 1992 yılından bu yana (18-19 yıldır), onlarca konferansa, panele, yürüyüşe ve mitinge katıldım. Nükleer santral yapımını savunanları da dinledim, karşıtlarını da. Gözlem ve değerlendirmelerim o ki, Türkiye’de nükleer santral kurulması çok büyük tuzaklar içeriyor. Son olarak Ruslarla yapılan görüşmeler, yurtsever bilim insanlarımız, siyasetçilerimiz ve gazetecilerimiz tarafından değerlendiriliyor. Varılan ortak kanaat şu; ‘Akkuyu Rusların İncirlik’i olacak.’ Öyle bir anlaşma yapıyorlar ki evlere şenlik. Ruslar, Akkuyu’da bir sömürge bölgesi oluşturacaklar. Adana’da ABD üssü, Akkuyu’da Rusya üs... Devamı