SOSYAL PROJELER

2011-01-24 13:22:00

Bir eğitim ve öğretim dönemi daha sona erdi. Öğrenciler bütün bir yılın yorgunluğunu atacakları tatile girdiler. Dinlenmek tabii ki onların da hakkı. Ancak okumaktan ve yazmaktan kopmamak şartıyla. Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte, bazı kurum ve kuruluşlar da öğrencilere yönelik sosyal projeler yaşama geçiriyorlar. Bunlardan birisi, İş Bankası’nın üç yıldır yürüttüğü ‘Karneni göster, kitabını al’ kampanyası. Kampanya kapsamında, karnesini gösteren her öğrenciye, Türk yazarların öykülerinin yer aldığı bir kitap hediye ediliyor. Bu konuda İş Bankası tarafından öğrencilere hitaben yapılan açıklamada şunlar yer alıyor: ‘Kurucumuz Atatürk’ün çizdiği yolda ilerlerken, her dönem toplumsal gelişimimiz için çalışmayı görev bildik. Bu gün adımızın bankacılık, finans, ekonomi ve sanayi alanlarında ilk sıralarda yer almasının temelinde yatan en önemli etkenin de bu olduğunu düşünüyoruz. Sizlere daha güzel ve aydınlık yarınlar bırakmanın sorumluluğunu hiçbir zaman unutmadık. Tatilinizin güzel anılarıyla birlikte, gelecekteki büyük kütüphanenizde şimdiden yerini alsın diye sizin için yeni bir kitap hazırladık. Bazılarını önceden bildiğiniz, bazıları ile ilk kez tanışacağınız değerli yazarlarımızın öykülerinden oluşan bu kitabı severek okuyacağınızı düşünüyoruz.’ Bir başka proje de Mersin Valiliği ve Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülüyor. ‘Biz kaç kardeşiz’ adlı proje çerçevesinde, kırsal kesimdeki öğrenciler şehir merkezlerindeki öğrencilerle buluşturulup kardeş ediliyor ve karşılıklı yardımlaşmaları sağlanıyor. Yine bu proje kapsamında, dağ köylerinde hiç deniz görmemiş... Devamı

DERHAL SEÇİME GİDİLMELİ

2011-01-24 11:58:00

AKP iktidarda kalmaya devam ettiği sürece başımız beladan kurtulmayacak. PKK terörü iyice azdı. Başbakan Erdoğan, ‘PKK’nın arkasında kimin olduğunu biliyoruz’ diyor, ama açıklamıyor. PKK’nın arkasındaki güçlerin, ABD, AB ve İsrail olduğunu bilmeyen var mı? Erdoğan’ın bildikleri herhalde bunlar değil. O’nun bildikleri Uganda, Şili ya da Yeni Zelenda olmasın? Erdoğan’a göre, Barzani ve Talabani de PKK’nın arkasında değiller. Çünkü kısa bir süre önce Barzani’yi ayaklarına kırmızı halılar sererek karşılamışlardı. PKK’nın ilk ortaya çıkışından bu yana hayat alanı bulduğu yerler Irak ve Suriye’ydi. Suriye’ye karşı geçte olsa takındığımız kararlı tutum, bu devletin PKK’ya mesafeli durmasını sağladı. Bunu Irak’a karşı yapamadık. Turgut Özal döneminde, ‘Sen benim kürdümü desteklersen, bende senin kürdünü desteklerim’ şeklinde çok yanlış bir politika izlendi. Barzani ve Talabani baş tacı edildi. Yollarına kırmızı halılar serildi, ceplerine kırmızı pasaportlar konuldu. Saddam yönetimine karşı kışkırtıldılar. Peşmergelere askeri eğitim, cephane ve parasal destek sağlandı. Güya Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’ya karşı mücadelesine yardım edeceklerdi. Tam tersini yaptılar. Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu’nun anılarında bunlar çok detaylı olarak anlatılıyor. Kısacası, Türkiye’nin Barzani ve Talabaniye verdiği tüm destekler PKK’ya gitti. Türkiye’ye karşı mücadele eden terör örgütlerinin kendi topraklarında barınmasına müsaade eden devletlere karşı caydırıcı bir ders vermediğimiz sürece, daha çok şehit veririz, daha çok ocaklar söner. PKK’nın arkasındaki güçlerin kimler olduğu belli; Barzani, Talab... Devamı

İŞSİZLER VE MİLYONERLER

2011-01-24 11:55:00

Adnan Menderes’in, ‘her mahallede bir milyoner yaratacağız’ sloganıyla başlattığı milyoner yaratma süreci devam ediyor. Menderes’i, Demirel, Özal ve Çiller takip etmişti. Şimdi onların yolundan Erdoğan gidiyor. Gazetelerde ve televizyonlarda yer alan habere göre, Türkiye’nin son bir yılda hem milyoner sayısındaki artış, hem de bankalarda tuttukları mevduattaki artış oldukça dikkat çekiciymiş. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, milyoner sayısı geçen yılın Nisan ayına göre 6 bin kişi artarak 23 binden 29 bine yükselmiş. Milyonerler cephesinde büyük artışlar olurken, işsizler cephesinde neler oluyor bir de ona bakalım. Son olarak, geçtiğimiz Mart ayına ilişkin resmi işsizlik rakamı %13.7 olarak açıklandı. Her ne kadar resmi rakamlar böyle olsa da, konunun uzmanları fiili işsizlik oranının %20’nin üzerinde olduğunu söylüyorlar. Geriye doğru son 15 yılın işsizlik oranları incelendiğinde, işsiz sayısının çığ gibi büyüdüğü görülür. 1996 da %6.3 olan işsizlik, yıllar içinde artarak 2001 de %8.4’e çıkmış. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında %10.3’e çıkan işsizlik, her geçen yıl mütemadiyen artarak %13.7 seviyelerine geldi. Yani milyoner sayısındaki artış gibi, işsiz sayısında da büyük artışlar oldu. 60 yıl önce Demokrat Parti ile başlayan kendi zenginini yaratma süreci, AKP iktidarında da aynı hızla devam ediyor. Toplumun genelinin refaha ulaşması, mutlu olması gibi bir hedefleri yoktur. Devlet olanaklarını kendi yandaşlarına aktarma konusunda ise maharetleri çoktur. İşsizlik, ülkemizdeki hemen hemen tüm sorunların ana kaynağıdır. İşsizlik arttığı sürece; Hırsızlık, kap kaç ve soygun artar. Saldırganlık, cinnet ve adam öldürm... Devamı

BUNLAR KADER OLMAMALI

2011-01-24 11:53:00

Zonguldak’taki maden kazasının ardından Başbakan Erdoğan, ‘Bu mesleğin kaderinde bu var’ diye çok yadırganan bir söz söylemişti. Ne demek ‘bu mesleğin kaderinde bu var’? Teknolojinin bu kadar geliştiği çağımızda, göz göre göre çok sayıda insanımızın ölmesi kader olabilir mi? Bir üretim yapılırken yeterli güvenlik önlemi alınmazsa, olacağı budur. Sözcü gazetesi yazarı Necati Doğru, 5-6-2010 tarihli yazısında çok önemli bir noktaya temas etmiş. Doğru şunları yazmış: “Madenlerde ‘madenci hayatları kadere havale edilmesin’ diye ne düşünülüyor? Hangi önlemler alınıyor? Ölüsü bulunmuyor. Hiç değilse sağı unutulmasın. Maden ocaklarında ölen işçilerin yakınlarına verilecek tazminat miktarı, o madende grizu uyarısı yapacak makine-techizat parasının altında kalmaya devam ederse; hiçbir taşeron firma çalışma güvenliğini Kanada’da, Almanya’da, Norveç’de olduğu gibi yüksek düzeye getirmez.” Madenlerde olsun, diğer işkollarında olsun, kazaları sıfıra indirmek tabi ki mümkün değil. Ama minumuma indirmek pekala mümkün. Bu noktada ortaya çıkan sihirli sözcük, ‘önlem’ oluyor. Yeterli önlem alındığı takdirde, kazalar mutlaka asgariye iner. XXX Yaz yağmurları yine İstanbul’da önce sele, sonra da felakete dönüştü. Olan biteni günlerdir televizyonlardan izliyor, gazetelerde okuyoruz. Buna da mı kader diyeceğiz? 60 yıldır izlenen yanlış politikalar sonucunda, göç ala ala iğrenç bir beton yığınına dönüşen İstanbul’da yaşamak, işkence çekmekle eşdeğer hale geldi. Yol güzergahlarına ve birkaç parka lale dikerek İstanbul’u güzelleştirdiklerini sanan belediye yönetimleri,... Devamı

YAYLA ZAMANI

2011-01-24 11:46:00

Havalar ısındı. Yaylalara çıkmanın zamanı geldi. Kışı sahilde geçiren Yörükler, katar katar Akyokuş’tan aşmaya başladılar. Gerek sıcak hava, gerekse de hayvanların daha rahat beslenmesi için, yaylalar mutlaka çıkılması gereken yerler. Yaylalar ayrıca özgürlük, bağımsızlık arenaları. Koyununu, keçisini rahatça otlatmalı ki başı ağrımasın yörüğün. Öte yandan, değişen yaşam şartları ve izlenen yanlış politikalar neticesinde, hayvancılıkla uğraşanların sayısı her geçen gün azalıyor. Yazının girişinde değindiğim, ‘katar katar yayla göçü’ geçmişte kaldı. Yaylalara sadece Yörükler mi çıkıyor? Şehir yaşamının sıkıcı ortamından bunalan insanların bir kısmı, yazı yaylalarda geçiriyor. Akdeniz’de, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’da, Ege’de, kısacası yurdumuzun her bölgesinde yaz gelince yaylalara çıkılıyor. Yaylalar, havasıyla, suyuyla ve doğal güzellikleriyle insanı rahatlatıyor. Yaylalara çıkmak için yüzlerce kilometre yol katedenler olduğu gibi, birkaç kilometre sonra yaylasına kavuşanlar da var. Örneğin, Silifke’nin dağ köylerinde şöyle bir gelenek var: Köy zaten yayla mahiyetinde olmasına rağmen, köyün biraz dışında, nisbeten daha yüksek, sakin ve otu bol yerlere çıkılıyor. Bu çıkılan yerlere de yayla deniyor. Benzer bir örnek de Şebinkarahisar’dan. Köyüm Bayhasan’da yaşayan arkadaşım Helim Kömbe, her yaz ineğini, koyununu, tavuğunu, cücüğünü alarak köyün hemen yukarısındaki Kayabaşı’na çıkar. Kayabaşı, köye 3 kilometre mesafededir, ama yayladır. Sakindir, serbesttir ve otu boldur. ‘Saç sakaldan yayladır’ sözü boşuna söylenmemiş. Yukarda verdiğim örnekler bunu doğruluyor.... Devamı