YAYLA ZAMANI

2011-01-24 11:46:00

Havalar ısındı. Yaylalara çıkmanın zamanı geldi. Kışı sahilde geçiren Yörükler, katar katar Akyokuş’tan aşmaya başladılar. Gerek sıcak hava, gerekse de hayvanların daha rahat beslenmesi için, yaylalar mutlaka çıkılması gereken yerler. Yaylalar ayrıca özgürlük, bağımsızlık arenaları. Koyununu, keçisini rahatça otlatmalı ki başı ağrımasın yörüğün. Öte yandan, değişen yaşam şartları ve izlenen yanlış politikalar neticesinde, hayvancılıkla uğraşanların sayısı her geçen gün azalıyor. Yazının girişinde değindiğim, ‘katar katar yayla göçü’ geçmişte kaldı. Yaylalara sadece Yörükler mi çıkıyor? Şehir yaşamının sıkıcı ortamından bunalan insanların bir kısmı, yazı yaylalarda geçiriyor. Akdeniz’de, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’da, Ege’de, kısacası yurdumuzun her bölgesinde yaz gelince yaylalara çıkılıyor.

Yaylalar, havasıyla, suyuyla ve doğal güzellikleriyle insanı rahatlatıyor. Yaylalara çıkmak için yüzlerce kilometre yol katedenler olduğu gibi, birkaç kilometre sonra yaylasına kavuşanlar da var. Örneğin, Silifke’nin dağ köylerinde şöyle bir gelenek var: Köy zaten yayla mahiyetinde olmasına rağmen, köyün biraz dışında, nisbeten daha yüksek, sakin ve otu bol yerlere çıkılıyor. Bu çıkılan yerlere de yayla deniyor. Benzer bir örnek de Şebinkarahisar’dan. Köyüm Bayhasan’da yaşayan arkadaşım Helim Kömbe, her yaz ineğini, koyununu, tavuğunu, cücüğünü alarak köyün hemen yukarısındaki Kayabaşı’na çıkar. Kayabaşı, köye 3 kilometre mesafededir, ama yayladır. Sakindir, serbesttir ve otu boldur. ‘Saç sakaldan yayladır’ sözü boşuna söylenmemiş. Yukarda verdiğim örnekler bunu doğruluyor.

Bir taraftan hayvancılıkla uğraşan insanlarımız yaylalarda geleneksel yaşamlarını sürdürürken, yazlık amacıyla yaylalara çıkanlar da, yaylaların aşırı betonlaşmasına ve doğal yapısının bozulmasına neden oluyorlar. Zevksiz, beton yığını, ucube binalar yaylaların güzelliklerini yok ediyor.

Yayla geleneğimiz ve kültürümüz, otantik haliyle korunmalı, yaşatılmalı. Yayla turizminin gelişmesi için bu çok önemli. Toplumumuzdaki yayla sevgisi, türkülerimizde de kendini gösteriyor. Her yöremizde, yaylaların güzelliklerini, yayla yaşamını konu eden türküler söylenir. ‘Yayla’ ve ‘yar’ türkülerde ayrılmaz ikilidir. Silifke yöresinde söylenen ‘Sarı yaylam’ türküsü, dinleyenleri Toroslar’daki yaylalarda dolaştırır.

Sarı yaylam da seni yaylayamadım kar iken
Yavru palazını da avlayamadım tor iken
Sende bu güzellik bende bu gençlik var iken
Alırım ahtımı da koymam yar sende

Yayla türkülerine bir örnek de Şebinkarahisar yöresinden:

Yaylalar otlu olur
Suyu guvvetli olur
Allah'ın hikmetinden
Güzeller dadlu olur

 

METİN KÖMBE

08-06-2010 YENİ ŞEBİNKARAHİSAR GAZETESİ-ŞEBİNKARAHİSAR

09-06-2010 SESİMİZ GAZETESİ-SİLİFKE

16
0
0
Yorum Yaz